Bakanlıktan İtiraflar…
Hükümetin ekonomideki olumlu söylemlerine karşın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verileri çok daha farklı bir tablo ortaya koyuyor. Bakanlık verilerine göre kadınların, gençlerin ve engellilerin işgücüne katılım oranı çok düşük. Eğitime ayrılan kamu harcamaları da okullaşma oranı da yeterli değil, ortaöğretimde mesleki eğitime katılım düzeyi AB ve OECD’nin gerisinde, İŞKUR’un işsizlere kurumsal desteği yetersiz, il istihdam ve mesleki eğitim kurulları etkin çalışmıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi’nde yer alan verilere göre 2002’den bu yana AKP iktidarı tarafından yönetilen Türkiye’nin görünümü şöyle:
* 2010 yılında işsizlik oranı yüzde 11.2. Tarım dışı sektörde 2010 yılı itibarıyla kayıt dışı istihdam oranı yüzde 29.1.
* İşgücünün eğitim düzeyi düşük. Temel bilgi ve becerileri yeterli değil. (PİSA testinde OECD’de 31. sıra.)
* Eğitime ayrılan kamu harcamaları düşük. (Türkiye GSYİH yüzde 2.81, OECD ortalaması yüzde 6)
* Okullaşma oranları yeterli seviyede değil. (Okulöncesi eğitim yüzde 43.10, AB’de yüzde 86, OECD’de yüzde 78.9)
* Ortaöğretimde mesleki eğitime katılım düzeyi AB ve OECD’nin gerisinde. (2010-2011 yılı itibarıyla Türkiye yüzde 46.34, OECD yüzde 47.8)
* Hayat boyu öğrenme faliyetleri yetersiz. (Türkiye ortalaması yüzde 2, AB ortalaması yüzde 11)
* Yabancı dil eğitimi yetersiz. Mesleki rehberlik ve danışmanlık hizmetleri yetersiz. Stajlar etkin değil. Aktif İşgücü Programları Projesi (AİPP) harcamaları yetersiz.
* İŞKUR’un kurumsal ka-pasitesi yetersiz. İl istihdam ve eğitim kurulları etkin değil.
* Dünya Bankası tarafından yayımlanan 2010 İş Yapma Kolaylığı Raporu’nda Türkiye, işçi istihdam etme kriterleri açısından 183 ülke arasında 145. sırada.
* Kadınların, gençlerin ve özürlülerin işgücüne katılım oranı çok düşük. Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27.6. Gençlerin (15-24 yaş grubu) işgücüne katılım oranı yüzde 38.3. Özürlülerin işgücüne katılımı yüzde 22.
* Türkiye’de uzun süreli işsizlerin toplam işsizlere oranı, 2010 itibarıyla yaklaşık yüzde 24.
* Kamu sektöründe 29 bin 693 özürlü memur açık kontenjanı, kamu ve özel sektörde de 24 bin 369 özürlü işçi açık kontenjanı var.
* İşsizlere, iş arama sürecinde İŞKUR tarafından verilen kurumsal destekler yetersiz.
* Türkiye’de sosyal harcamaların GSYH’ye oranı AB ortalamasına göre düşük.
* İşsizlik ödeneği alanların toplam işsizlere oranı 2010 yılında yüzde 10.8 seviyesinde.
Cumhuriyet
İşsizlik Rakamları…
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı İşgücü Araştırması, ”2011 Kasım Dönemi Sonuçları”na (Ekim-Kasım-Aralık)” göre, Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 184 bin kişilik bir artış ile 72 milyon 826 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus (15 yaş ve daha yukarı yaştaki nüfus) ise 1 milyon 167 bin kişi artarak 54 milyon 27 bin kişiye ulaştı.
2011 yılı Kasım döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,8 puanlık artışla yüzde 49,4 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre, erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,9 puanlık artışla yüzde 71,3, kadınlarda ise 0,8 puanlık artışla yüzde 28,3 oldu.
İşgücünün eğitim ve yaş dağılımlarına bakıldığında, toplam işgücünün yüzde 16,7′sini 15-24 yaş grubundakiler oluşturdı. Lise altı eğitimlilerde işgücüne katılma oranı; erkekler için yüzde 69,5, kadınlar için yüzde 24,2 olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunu erkeklerde yüzde 85,5 olan işgücüne katılma oranı, kadınlarda yüzde 70,7 düzeyinde gerçekleşti.
İstihdam 1 milyon 413 bin kişi arttı
2011 yılı Kasım döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 413 bin kişi artarak 24 milyon 267 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 308 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 1 milyon 105 bin kişi arttı.
Sektörel kompozisyona bakıldığında istihdam edilenlerin yüzde 24,7′si tarım, yüzde 19,4′ü sanayi, yüzde 6,9′u inşaat, yüzde 49′u ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında inşaat sektörünün istihdam edilenler içindeki payının 0,2 puan, hizmetler sektörünün payının 1 puan arttığı, buna karşılık tarım sektörünün payının 0,2 puan, sanayi sektörünün payının ise 1 puan azaldığı görüldü.
İstihdamın yüzde 71,3′ü erkek
Geçen yıl Kasım döneminde istihdam edilenlerin yüzde 71,3′ünü erkek nüfus oluşturdu.
İstihdam edilenlerin yüzde 57,8′i lise altı eğitimliler, yüzde 63′ü ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, yüzde 24,1′i kendi hesabına veya işveren, yüzde 12,8′i ise ücretsiz aile işçileri oldu.
İstihdam edilenlerin yüzde 57,6′sı 10 kişiden az çalışanı olan işyerinde çalıştığı, yüzde 3′ünün ek bir işinin bulunduğu, yüzde 2,1′inin mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş aradığı tesbit edildi. Ücretli olarak çalışanların yüzde 88,1′i sürekli bir işte çalışıyor.
Kayıt dışı istihdam yüzde 40,7 oldu
Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, önceki yılın aynı dönemine göre 2,1 puanlık azalışla yüzde 40,7 olarak gerçekleşti. Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 84,5′ten yüzde 84′e, tarım dışı sektörlerde yüzde 29′dan yüzde 26,6′ya düştü.
Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17′ye geriledi
Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 382 bin kişi azalarak 2 milyon 429 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 1,9 puanlık azalış ile yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşti.Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2,2 puanlık azalışla yüzde 11, kırsal yerlerde ise 1 puanlık azalışla yüzde 5,5 oldu.
Genç nüfusta işsizlik oranı da 2010 yılının aynı dönemine göre 3,8 puan azalarak yüzde 17′ye geriledi. Söz konusu oran bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 20,8 düzeyindeydi.
Bu dönemde işsizlerin yüzde 30,7′si eş-dost vasıtasıyla iş aradı. İşsizlerin yüzde 89,2′si (2 milyon 166 bin kişi) daha önce bir işte çalışanlardan oluştu.
İşsizlik gerekçelerine bakıldığında ise işsizlerin yüzde 32,1′i çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 13,8′i işten çıkarılanlar, yüzde 19,7′si kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 6′sı işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 8,6′sı ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 10,6′sı öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar meydana getirdi. Öte yandan tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 13,7′den yüzde 11,4′e geriledi.
Kasım döneminde 459 bin kişi işten ayrıldı
TÜİK araştırmasına göre Kasım 2011 döneminde 1 milyon 829 bin kişi işe yeni başladı veya iş değiştirdi. Bunun toplam istihdam içindeki oranı yüzde 7,5 oldu. İşe yeni başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 27,7′si 25-34 yaş grubunda yer aldı.
Bu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 19′u sanayi, yüzde 37,1′i hizmetler, yüzde 23,7′si inşaat sektöründe, yüzde 20,1′i ise tarım sektöründe işe başladı.
Mevcut işsizlerin yüzde 18,9′unu (459 bin kişi) bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.
Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergeler
Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü göstergelerine bakıldığında 2011 yılı Kasım döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında bir önceki döneme göre 80 bin kişilik artış, işsiz sayısında ise 21 bin kişilik azalış gözlendi.
Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre herhangi bir değişim göstermeyerek yüzde 49,8, istihdam oranı da herhangi bir değişim göstermeyerek yüzde 45,2, işsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 9,3 seviyesinde gerçekleşti.
İşgücü anketleri nasıl açıklanıyor?
2005 yılından itibaren Hanehalkı İşgücü Anketinin tahminleri, hareketli üçer aylık dönem ortalamaları esas alınmak kaydıyla aylık olarak yayınlanıyor. Bu seride ilgili üç aylık dönemin ağırlıkları, dönem ortası aya ilişkin nüfus projeksiyonları esas alınarak hesaplanırken, ifade kolaylığı açısından tahminler de dönem ortası ay adıyla ifade ediliyor. 2010 yılından itibaren temel işgücü göstergeleri, mevsim etkilerinden arındırılarak da yayımlanıyor.
Ajanslar
Avrupa’da ve Amerika’da Çalışanlar İşsizlik Kıskacında
ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz şu ana kadar yüzbinlerce işçinin işten atılmasına neden olurken, birbiri ardı sıra açıklamalar yapan pek çok şirket yeni çıkarmaları duyurdular.
ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz şu ana kadar yüzbinlerce işçinin işten atılmasına neden olurken, birbiri ardı sıra açıklamalar yapan pek çok şirket yeni çıkarmaları duyurdular.
İngiliz bankası Royal Bank of Scotland 3 bin 500 çalışanını işten çıkarıyor. Belçikalı süpermarket zinciri Delhaize 5 bin kişiyle yollarını ayırırken enerji şirketi Vestas da 2.300 işçiyi çıkarmak zorunda kalacağını duyurdu.
İngiliz bankası Royal Bank of Scotland (RBS), yatırım bankacılığı birimini daraltma ve yeniden yapılanma planı kapsamında yatırım bankacılığı biriminin İngiltere ve uluslararası bürolarında çalışan 3 bin 500 kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Yüzde 85′i İngiliz hükümetine ait RBS daha önce de 2 bin çalışanını işten çıkaracağını açıklamıştı.
Belçikalı süpermarket zinciri Delhaize, çoğu ABD’de olmak üzere 5 bin çalışanını işten çıkarmayı planlıyor. Şirket ABD ve Güneydoğu Avrupa’da 146 mağazasını kapatacak.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, ABD’de 4 bin 900, Avrupa’da da yaklaşık 100 kişiyi kapsayan işten çıkarmalar bu yılın ilk çeyreğinde yapılacak.
İsviçreli ilaç şirketi Novartis, ABD’de yaklaşık 2 bin çalışanını işten çıkartacak. Şirketten yapılan açıklamada, ABD’deki eczacılıkla ilgili faaliyetlerinin yeniden yapılandırılması kapsamında bin 960 çalışanın işine son verileceğini bildirdi. Açıklamada, bu çerçevede işten çıkarılacaklar arasında bin 630 kişinin satış bölümünden, 330 kişininse New Jersey’deki şirketin merkezinden olacağı belirtildi
Vestas: Gelirleri açısından dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticisi Danimarkalı Vestas yaptığı açıklamada, küresel krizin talebin daralmasına yol açtığı için büyük bölümü Danimarka’da olmak üzere dünya çapında 2 bin 300 kişiyi işten çıkaracağını duyurdu.
EmekDunyasi.Net/ANF
‘En Kötü Düşüş Türkiye’de Yaşanacak’
Dünya Bankası, küresel ekonomide görülen yavaşlamanın özellikle gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceği uyarısında bulundu.
Dünya Bankası 2012 yılı “Küresel Ekonomik Görünüm Raporu”nu yayımladı.
Banka, Dünya ekonomisinin özellikle Avro Bölgesindeki borç krizinin yanı sıra Hindistan, Brezilya ve diğer gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümelerinin yavaşlaması nedeniyle yüksek belirsizlik taşıdığını, küresel büyümenin bundan olumsuz etkileneceği uyarasında bulundu.
Gelişmekte olan ülkelerin 2008 yılındaki küresel ekonomik krizle karşılaştırıldığında daha ciddi olabilecek şoklara hazır olması gerektiğine dikkati çeken Dünya Bankası, bir çok Avrupa ülkesinin finansal piyasalardan fon sağlayamaması durumunda koşulların kötüleşebileceğinin altını çizdi.
Dünya ekonomisinin önemli aşağı yönlü riskler ve kırılganlıklarla çok zorlu bir döneme girdiği belirtilen raporda, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışlarının geçen yılla karşılaştırıldığında yarı yarıya azaldığı, 2010 yılının ikinci yarısında gelişmekte olan ülkelere 309 milyar dolar olan sermaye girişinin geçen yılın aynı döneminde 170 milyar dolara gerilediği kaydedildi.
Raporda, Avrupa’nın resesyona girdiğinin görüldüğü, Brezilya, Hindistan, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye gibi önemli gelişmekte olan ülkelerdeki büyümenin kısmen iç politikadaki sıkılaştırmayla yavaşladığı vurgulandı.
ABD ve Japonya’daki göreceli güçlü ekonomik aktiviteye rağmen, küresel büyümenin ve dünya ticaretinin hızla yavaşladığı ifade edilen raporda, çok büyük olasılıkla Almanya dahil bir çok Avrupa ülkesinin 2011 yılının son çeyreğinde resesyona girdiği kaydedildi.
Raporun yazarı Andrew Burns, küresel ekonomi üzerinde çok fazla belirsizlik olduğuna işaret ederek, krizin derinleşmesi halinde kimsenin bundan kendini kurtaramayacağına vurgu yaptı.
Burns, uluslararası piyasalarda gelişmekte olan ülkeler için faiz oranlarının arttığını, söz konusu ülkelerin sermaye girişinin geçen yılın ikinci yarısında yıllık bazda yüzde 45 düştüğünü ifade ederek, güney ülkelerine “daha kötüsüne” hazır olmaları çağrısında bulundu.
Raporu açıklayan Dünya Bankası Başekonomisti Justin Yifu Lin, küresel ekonominin belirsizlik ve tehlikelerle dolu yeni bir döneme girdiğine işaret etti.
Birçok ülkenin, borçları ve bütçe açıklarının büyüklüğü nedeniyle 2008 yılındaki küresel ekonomik kriz dönemine göre daha zayıf bir pozisyonda olduğuna vurgu yapan Lin, önemli krizler halinde hiçbir ülkenin ayrışamayacağını bildirdi.
Başekonomist Lin, ekonomik kötüleşmenin muhtemelen bir öncekinden daha uzun ve derin olabileceği uyarısında bulundu.
Büyüme tahminleri
Dünya Bankasının “Küresel Ekonomik Görünüm Raporu-2012″ye göre, 2011 yılında yüzde 2,7 büyüyen küresel gayri safi yurt içi hasılanın 2012 yılında yavaşlayarak yüzde 2,5, 2013 yılında ise yüzde 3,1 büyüyeceğini tahmin ediyor.
Banka Haziran 2011’de yayımladığı tahminlerinde küresel ekonominin bu yıl ve gelecek yıl yüzde 3,6 büyüyeceği tahmininde bulunmuştu.
Dünya Bankasına göre, bu yıl yüzde 5,4 ve gelecek yıl yüzde 6 büyümesi beklenen gelişmekte olan ülkeler, 2012 yılında yüzde 1,4 ve 2013 yılında yüzde 2 büyümesi beklenen yüksek gelirli ülkelerden daha iyi bir büyüme performansı sergilemeye devam edecek. Banka’nın önceki tahmininde gelişmekte olan ülkelerin bu yıl yüzde 6,2, gelecek yıl yüzde 6,3, yüksek gelirli ülkelerin ise bu yıl 2,7, gelecek yıl da yüzde 2,6 büyümesi bekleniyordu.
Dünya Bankası, Avro Bölgesi gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) bu yıl yüzde 0,3 daralacağını tahmin ediyor.
Banka dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin bu yıl için büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 2,2’ye ve gelecek yıl için ise yüzde 2,7’den yüzde 2,4’e çekti.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in bu yıl yüzde 8,4 ve 2013 yılında yüzde 8,3 büyüyeceği tahmin ediliyor.
Küresel ekonomide görülen yavaşlamanın dünya ticaretinde ve emtia fiyatlarındaki düşüşle hissedilmeye başlandığına dikkati çeken Banka, 2010’da yüzde 12,4 artan küresel ticaretin geçen yıl yalnızca yüzde 6,6 büyüdüğünü vurguladı. Dünya Bankası, küresel ticaretin bu yıl daha da yavaşlayarak yalnızca yüzde 4,7 artmasını bekliyor.
Türkiye
Dünya Bankası, Türkiye’nin 2010’da yüzde 9 ve 2011’de yüzde 8,2 ile güçlü büyüme göstermesinin ardından bu yıl zayıf küresel ekonomi ve piyasalarda görülen kargaşanın etkisiyle çok daha yavaş bir büyüme öngördü.
Banka, bu yıl yüzde 2,9 büyüyeceği tahmininde bulunduğu Türkiye’nin 2013 yılında yüzde 4,2 büyüme göstermesini bekliyor.
Dünya Bankası Haziran raporunda Türkiye için 2012’de yüzde 5.1, gelecek yıl için ise yüzde 5.3 büyüme öngörmüştü. Rapora göre Türkiye’de cari işlemler açığı bu yıl GSYİH’nın yüzde 7.5’i olacak, 2013 yılında ise azalarak yüzde 6.3’e inecek.
Küresel ekonomik büyüme tahminleri
2009 2010 2011 2012 2013
- -
DÜNYA GSYH -2,3 4,1 2,7 2,5 3,1
OECD ÜLKELERİ -3,7 2,8 1,4 1,3 1,9
AVRO BÖLGESİ -4,2 1,7 1,6 -0,3 1,1
ABD -3,5 3,0 1,7 2,2 2,4
JAPONYA -5,5 4,5 -0,9 1,9 1,6
OECD DIŞI ÜLKELER -1,5 7,2 4,5 3,2 4,1
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER 2,0 7,3 6,0 5,4 6,0
DOĞU ASYA-PASİFİK 7,5 9,7 8,2 7,8 7,8
ÇİN 9,2 10,4 9,1 8,4 8,3
ENDONEZYA 4,6 6,1 6,4 6,2 6,5
TAYLAND -2,3 7,8 2,0 4,2 4,9
AVRUPA VE ORTA ASYA -6,5 5,2 5,3 3,2 4,0
RUSYA -7,8 4,0 4,1 3,5 3,9
TÜRKİYE -4,8 9,0 8,2 2,9 4,2
LATİN AMERİKA KARAYİBLER -2,0 6,0 4,2 3,6 4,2
BREZİLYA -0,2 7,5 2,9 3,4 4,4
MEKSİKA -6,1 5,5 4,0 3,2 3,7
ARJANTİN 0,9 9,2 7,1 3,7 4,4
GÜNEY ASYA 6,1 9,1 6,6 5,8 7,1
HİNDİSTAN 9,1 8,7 6,5 6,5 7,7
BANGLADEŞ 5,7 6,1 6,7 6,0 6,4
GÜNEY AFRİKA -1,8 2,8 3,2 3,1 3,7
Ajanslar
‘Dünyada 10 Yılda 600 Milyon Yeni İstihdam Yaratılmalı’
BM Enformasyon Merkezi’nden yapılan açıklamada, ”2012 Küresel İstihdam Eğilimleri: Daha Derin Bir İş Krizinin Önlenmesi” başlıklı rapora göre, dünyanın, günde 2 dolardan az para ile geçinen, çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşayan, yaklaşık 600 milyon kişi için insanca işler yaratılması zorluğu ile karşı karşıya olduğu belirtildi.
Rapora göre, küresel iş piyasalarında 3 yıldır sürekli devam eden kriz nedeniyle küresel işsizliğin 200 milyona ulaştığı ve bu sayının 2016 yılında 206 milyona ulaşmasının tahmin edildiği bildirildi.
ILO Genel Direktörü Juan Somavia, “Hükümetlerin yoğun çalışmalarına rağmen, iş krizi azalmadan devam etmekte. Dünyada her 3 çalışandan biri ya da yaklaşık 1,1 milyar insan işsiz veya yoksulluk içinde yaşıyor. İhtiyacımız, gerçek ekonomilerde iş yaratmanın birinci önceliğimiz olmasıdır” diye konuştu.
Ajanslar
875 Bin Kişi Düşük Gelirli
Zorunlu Genel Sağlık Sigortası ile başlayan ”gelir testi” uygulaması devam ediyor. Gelir testi yaptırması gerekenlerin üçte birinden fazlasının kaydı alındı. NTV’nin haberine göre, Teste giren her dört kişiden üçünün sağlık primini devlet ödeyecek.
Zorunlu Genel Sağlık Sigortası, 10 milyondan fazla kişiye ”gelir testi” şartı getirdi. Yeşil kartlılar ve hiçbir sosyal güvencesi olmayanlar için test süreci Ocak ayında başladı.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında yapılan testlere, başvuranlardan 885 bin 830 ailenin kayıt işlemleri tamamlandı.
Yetkililer aile bireyi sayısını ortalama beş olarak öngörüyor. Bu ortalama baz alındığında, teste girmesi gerekenlerin üçte birinden fazlasının kaydı tamamlandı. 232 bin 530 ailenin test işlemleri ise sonuçlandı. Sonuçlar dikkat çekici.
İtiraz etmek isteyenlerin 15 günü var
174 bin 689 ailenin, yani yaklaşık 875 bin kişinin geliri düşük çıktı. Bu kişilerin sağlık primini devlet ödeyecek. Yani test işlemi tamamlananların yüzde yetmiş beşinin hiçbir maddi geliri yok. 52 bin 326 ailenin ise en düşük düzeyden yani 35 lira 46 kuruş prim ödemesine karar verildi. 931 aile ise en üst seviyeden yani 212 lira 76 kuruş sağlık pirimi ödeyecek.
Kaosa Doğru…
Hükümet, kıdem tazminatı, özel istihdam büroları, bölgesel asgari ücret ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması gibi çalışma hayatını baştan aşağıya değiştiren düzenlemeler öngören, emekçilerin kazanımlarını yok ettiği için sert tepki gösterdikleri “ulusal istihdam stratejisini” kısa bir süre içerisinde hayata geçirmek için çalışmalarına hız verdi. Hazırlanan taslağı konfederasyonlara sunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 23 Şubat’a kadar görüş istedi.
AKP, ilk olarak 8 Haziran 2010 tarihinde yapılan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında, konfederasyonlara uygulamaya geçirmek istediği “Ulusal İstihdam Stratejisi” ile ilgili sunum yapmıştı. Bu sunumda öngörülen düzenlemeler emek dünyasında büyük tepki çekmişti. Sendikalar eylemlerle tepkilerini dile getirmişlerdi. Tepkiler üzerine hükümet, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde strateji üzerindeki çalışmalara ara vermişti. Hükümet yeni yılla birlikte stratejiyi uygulamaya geçirmek için çalışmalarını hızlandırdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçi ve işveren konfederasyonlarının katılımı ile hafta içi yapılan Üçlü Danışma Kurulu toplantısında stratejiyi yeniden masaya getirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de, çalışmaları ulusal istihdam stratejisinin yayımlandığı bir noktaya taşımak istediklerini söyledi. Taslakta, esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması, kıdem tazminatı, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi, asgari ücrette değişiklik gibi sendikaların tepki gösterdikleri düzenlemelere yer verildi.
‘Kıdem tazminatı yüksek’
İşgücü piyasasındaki katılıkların Türkiye’nin rekabet gücünü ve istihdamı olumsuz etkilediği savunulan strateji taslağında, “Özellikle belirli süreli sözleşmelere ilişkin kısıtlamalar ile kıdem tazminatının yüksekliği öne çıkmaktadır” denildi. Strateji taslağında “işgücü piyasasında güvence ve esnekliğin sağlanması politikaları” başlığı altında yapılacaklar şöyle sıralandı:
“Yasal düzenlemesi bulunan ancak yeterli uygulama alanı olmayan esnek çalışma biçimlerinin uygulanabilirliği arttırılacaktır. Türk mevzuatında düzenlenmemiş olan esnek çalışma biçimleri için yasal düzenlemeler yapılacaktır. Ekonomik koşullara uygun olarak asgari ücretle ilgili düzenlemeler yapılacaktır. Aktif işgücü piyasası tedbirlerinden faydalandırılmak suretiyle esnek çalışanların istihdam edilebilirliği arttırılacaktır. Tüm işçilerin erişebilirliğini güvence altına alan bir kıdem tazminatı reformu yapılacaktır.”
Toplantıda Türk-İş, kıdem tazminatı, esnek istihdam, bölgesel asgari ücret ve özel istihdam bürolarına ilişkin düzenlemelere karşı çıktı ve taslaktan çıkarılmasını istedi.“Belirli süreli sözleşme, kısmi süreli sözleşme” gibi sonuçları olan esnek çalışma modelleri, çalışma saatlerini arttırdığı, güvenceyi ortadan kaldırdığı, işverene geniş haklar verdiği, “ucuz ve kolay işten çıkarmaya” olanak sağladığı için sendikalar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Hükümet ve işverenler, kıdem tazminatı konusunda değişiklik yapılmasını istiyor. Ancak işçi konfederasyonları kıdem tazminatındaki değişiklikler karşısında “genel grev” yapacaklarını belirtiyor. Özel İstihdam Büroları’na işçi kiralama yetkisi veren düzenlemeye, sendikaların, “işçi simsarlığına yol açacağı; işçinin alabildiğine sömürülmesi sonucunu doğuracağı; sendikal örgütlenmeyi engelleyeceği; toplusözleşme hakkından yararlanmayı kısıtlayacağı; grev hakkının kullanımını etkisiz hale getireceği”itirazları bulunuyor. Sendikalar, bölgelere göre farklı asgari ücret belirlenmesini öngören “bölgesel asgari ücreti” de kabul etmiyor. Konfederasyonlar 23 Şubat’a kadar taslak ile ilgili görüşlerini hazırlayarak bakanlığa sunacak.
Ajanslar
10.2 Milyon Çalışanın Sosyal Güvencesi Yok…
ANKA’nın Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerinden yaptığı belirlemeye göre, Ekim 2011′de kayıtdışı istihdam oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.7 puan gerilemeyle yüzde 41.8 oldu. Kayıt dışı istihdam, bu düzeyi ile Ocak 2010′dan bu yana en düşük düzeyinde gerçekleşti. Kayıtdışı istihdam 2010 yılı Ocak ayında yüzde 41.7 düzeyindeydi.
Kayşıtdışı istihdam oranındaki sevindirici bu gelişmeye karşın, Ekim’de istihdam edilen 24 milyon 486 bin kişiden, 10 milyon 236 bininin kayıtdışı istihdam edildiği belirlendi. Ekim, itibariyle son 1 yıllık dönemde istihdam edenlerin sayısı 1 milyon 514 bin kişiye ulaşırken, bunun 240 bin kişisinin kayıtdışı istihdam ettiği saptandı.
Kadınlarda kayıtdışı istihdam hala çok yüksek
Ekim döneminde kadınlar arasında kayıtdışılık oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.9 puan azalışla yüzde 57.2′ye, erkeklerde 1.8 puan azalışla yüzde 35.5′e geriledi. Ekim itibariyle 7 milyon 97 bin kadın çalışanın 4 milyon 56 binini kayıtdışı çalışanlar, erkeklerde ise 17 milyon 388 bin çalışandan 6 milyon 180 binini kayıtdışı çalışanlar oluşturdu.
Kendi adına çalışanların yüzde 65.7′si kayıtdışı
Ekim itibariyle son bir yıllık dönemde kendi hesabına çalışan 4 milyon 659 bin kişiden yüzde 65.7′sini oluşturan 3 milyon 63 bin kişinin kayıtdışı istihdam içinde bulunduğu belirlendi. Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan toplam 15 milyon 241 bin kişiden yüzde 25.1′ini oluşturan 3 milyon 823 bin kişisinin kayıt dışı çalıştığı tespit edildi. İşveren olarak faaliyet gösteren 1 milyon 244 bin kişiden yüzde 22.6′sını oluşturan 281 bin kişinin de sosyal güvenlik kaydı bulunmadığı öğrenildi.
Sosyal güvencesi olmayan ücretsiz aile işçisi sayısı 3.5 milyon
Kayıt dışı “çalışanlar” içinde en büyük grubu ücretsiz aile işçileri oluşturdu. Büyük bölümü tarım kesiminde bulunan ve standart bir istihdamdan farklı olarak tarım ya da ticaretle uğraşan, ailesine yardım eden bu kişilerin toplam sayısı 3 milyon 341 bin kişi. Bunların yüzde 91.9′unu oluşturan 3 milyon 69 bin kişisinin sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olmadığı görüldü. Normal bir istihdam olanağı elde edemediği için mevcut konumda yer alan bu kişilerin, ücretsiz aile işçisi şeklinde tanımlanması, Türkiye’deki işsizliğin boyutlarını da olduğundan küçük gösteriyor. Kayıt dışı çalışanlar toplamının 5 milyon 321 bini tarımda, 4 milyon 915 bini ise tarım dışı sektörlerde bulunuyor. Tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı Ekim 2010′da yüzde 85.3 iken, bu oran 2011 Ekim’de yüzde 84.6′ya geriledi. Tarım dışı sektörlerde istihdam edenler içinde sosyal güvenlikten yoksun olanların oranı ise 2010 Ekim ayındaki yüzde 29.1′lik seviyesinden yüzde 27′ye indi.
/**
İstihdamdaki nüfus ve kayıt dışı çalışanlar
Ekim, bin kişi,15 yaş üzeri)
Toplam Kayıtdışı Kayıtdışı
İstihdam İstihdam Oranı(%)
Toplam 24.486 10.236 41,8
Ücretli/yevmiyeli 15.241 3.834 25,1
İşveren 1.244 281 22,6
Kendi hesabına 4.659 3.063 65,7
Ücretsiz aile işçisi 3.341 3.069 91,9
Tarım 6.292 5.321 84,6
Tarım dışı 18.194 4.915 27,0
**/
Ajanslar
Doktora ve Yüksek Lisans Mezunları Da İş Arıyor…
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay‘ın soru önergesini yanıtladı. Çelik, 2010 Ocak-Ekim döneminde İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısının 1 milyon 547 bin 932 iken bu rakamın 2011 Ocak-Ekim döneminde 1 milyon 861 bin 792 olarak gerçekleştiğini belirtti.
Yanıtta yer alan tabloya göre, bu yılın Ekim ayı itibarıyla, okur-yazar olmayan 104 bin 721, okur-yazar olan 42 bin 533, ilköğretim mezunu 857 bin 821, lise ve dengi okul mezunu 577 bin 172, ön lisans mezunu 146 bin 973, lisans mezunu 127 bin 20, yüksek lisans mezunu 5 bin 289, doktora mezunu 263 kişi İŞKUR’a kayıt oldu.
İşsizlik Sigortası’nın uygulanmaya başlandığı Mart-2002′den 31 Ekim 20111 tarihine kadar işsizlik ödeneği almaya hak kazanan kişi sayısı 2 milyon 362 bin 182 olurken, bu kişilere 4 milyar 404 milyon 625 bin 615 TL ödeme yapıldı.
MHP’li Akçay, yaptığı açıklamada, ülkede eğitimlinin de eğitimsizin de işsiz olduğunu söyledi.
Üniversite mezunu olan yüzbinlerce kişinin işsiz olduğunu öne süren AKÇAY, ”2010 Ocak-Ekim döneminde İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı 1 milyon 548 bin kişi, 2011 Ocak-Ekim döneminde ise yüzde 20.3 oranında artarak 1 milyon 862 bin kişiye çıkmıştır. Ocak-Ekim 2011 döneminde İŞKUR’a iş başvurusu yapan 1 milyon 862 bin kişiden 147 bini 2 yıllık yüksekokul, 127 bini 4 yıllık üniversite, 5 bin 289′u yüksek lisans, 263′ü de doktora mezunudur. Bu tablo üzerine başka ne söylenebilir, bilemiyorum” diye konuştu.
Ajanslar
Kapitalist Kriz Nedir?
Öncelikle kapitalist krizin ne olmadığına bakalım.
1- Dünyada 950 milyon aç varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
2- Dünyada 4 milyar 750 milyon yoksul varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
3- Dünyada 1 milyar işsiz varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
4- Aktif dünya nüfusunun yüzde 50’sinden daha fazlası eksik istihdam ediliyor veya güvencesiz çalışıyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
5- Dünya nüfusunun yüzde 45’i içme suyuna doğrudan erişemiyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
6- 3 milyar kişi asgari sağlık hizmetlerinden yoksunsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
7- 113 milyon çocuk eğitimden yoksunsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
8- 12 milyon çocuk tedavi edilebilir hastalıklardan ölüyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
9- Her yıl dünya çapında 13 milyon insan çevresel bozulma ve iklim değişikliği nedeniyle ölüyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.
10- Dörtte biri memelilerden oluşan dünyada 16 bin 306 tür yok olma tehdidi altındaysa, bu bir kapitalist kriz değildir.
Bütün bunlar kriz öncesiydi. Öyleyse kapitalist kriz nedir? Ve kapitalist kriz ne zaman başlar?
950 milyon kişi açlıktan öldüğünde, 4,7 milyar kişi yoksulluğunu sürdürdüğünde, gezegenin yüzde 80’ni güvencesizliğe ya da işsizliğe mahkûm edildiğinde, dünya nüfusunun yüzde 45’i susuz kaldığında ve yüzde 50’si sağlık hizmetlerinden mahrum olduğunda, kutuplar eridiğinde, çocuklara yardım reddedildiğinde, ağaçlar ve ayılar öldürüldüğünde, artık 1000 çok uluslu şirket ve 2,5 milyon milyoner için yeterince kar yok ise… Artık kapitalist krizden söz edebiliriz.
Santiago Alba Rico – sendika.org
