Arşiv

Archive for Aralık, 2011

Kapitalist Kriz Nedir?

18 Aralık 2011 Yorum yapın

Öncelikle kapitalist krizin ne olmadığına bakalım.

1- Dünyada 950 milyon aç varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

2- Dünyada 4 milyar 750 milyon yoksul varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

3- Dünyada 1 milyar işsiz varsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

4- Aktif dünya nüfusunun yüzde 50’sinden daha fazlası eksik istihdam ediliyor veya güvencesiz çalışıyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

5- Dünya nüfusunun yüzde 45’i içme suyuna doğrudan erişemiyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

6- 3 milyar kişi asgari sağlık hizmetlerinden yoksunsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

7- 113 milyon çocuk eğitimden yoksunsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

8- 12 milyon çocuk tedavi edilebilir hastalıklardan ölüyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

9- Her yıl dünya çapında 13 milyon insan çevresel bozulma ve iklim değişikliği nedeniyle ölüyorsa, bu bir kapitalist kriz değildir.

10- Dörtte biri memelilerden oluşan dünyada 16 bin 306 tür yok olma tehdidi altındaysa, bu bir kapitalist kriz değildir.

Bütün bunlar kriz öncesiydi. Öyleyse kapitalist kriz nedir? Ve kapitalist kriz ne zaman başlar?

950 milyon kişi açlıktan öldüğünde, 4,7 milyar kişi yoksulluğunu sürdürdüğünde, gezegenin yüzde 80’ni güvencesizliğe ya da işsizliğe mahkûm edildiğinde, dünya nüfusunun yüzde 45’i susuz kaldığında ve yüzde 50’si sağlık hizmetlerinden mahrum olduğunda, kutuplar eridiğinde, çocuklara yardım reddedildiğinde, ağaçlar ve ayılar öldürüldüğünde, artık 1000 çok uluslu şirket ve 2,5 milyon milyoner için yeterince kar yok ise… Artık kapitalist krizden söz edebiliriz.

Santiago Alba Rico – sendika.org

İŞKUR Boşa Kürek Çekti…

18 Aralık 2011 Yorum yapın

Mesleki Eğitim Kursları aracılığıyla vasıfsız işçileri eğiterek, bu kişilere iş olanağı yaratmayı hedefleyen İŞKUR, hedefinden şaştı. Düzenlediği kurslar için yıl içerisinde 272 milyon 288 bin TL kaynak kullanan İŞKUR, Türkiye genelinde yaptığı “İşgücü Piyasası Araştırmasında” en çok ihtiyaç duyulan iş alanlarında yer verdiği mesleklerin aksine, yıl boyunca listede orta ve son sıralarda yer alan meslekler için kurs düzenledi.

İŞKUR verilerinden yapılan belirlemelere göre, İŞKUR’un yıl boyunca elemana az veya hiç gereksinim duyulmayan alanlarda bir yığın kurs düzenleyerek, bu kurslar için 272 milyon 288 bin TL kaynak kullandığı anlaşıldı.

İŞKUR’un, işsiz vatandaşların istihdamına yönelik başlattığı aktif işgücü programlarına 2011 Ekim sonu itibariyle 129 bin 993′ü kurs, 44 bin 272′si toplum yararına çalışma, 21 bin 282′si girişimcilik ve 5 bin 1′i ise iş başı eğitim programları olmak üzere 200 bin 546 vatandaşın katılımı sağlandı. Kurum, Ekim ayı sonuna kadar aktif işgücü programlarının tamamı için 493 milyon 457 bin TL’lik bir harcama gerçekleştirdi.

İŞKUR, 2011 yılı içerisinde düzenlediği mesleki eğitim kurslarında elemana gereksinim duyulan iş alanlarından çok, vatandaşın Kurum’a yaptıkları başvuruları dikkate aldı ve eleman ihtiyacı olmasa da vatandaşı istediği alanda eğitti.

Öte yandan, katılımcılara devam ettikleri her bir kurs günü için 15 TL ücret ödeyen İŞKUR’un izlediği bu yöntem kurslarda talep patlaması yaratırken, gereksinim duyulan işçi sayısından daha fazla kişiye kurs verilmesine neden oldu.

İŞKUR, daha önce yayınladığı “Türkiye Geneli 2011 yılı 1. Dönem İş Gücü Piyasası Araştırma Sonuç Raporu”nda mesleklere göre istihdam edilebilecek 21 bin 53 kişiye ihtiyaç duyulduğunu tespit ederken, mesleki eğitim kurslarına 129 bin 993 katılımcı kabul etti. İŞKUR tarafından hazırlanan raporda, “konfeksiyon işçiliği” açık işler sıralamasında 378 kişilik ihtiyaçla 8′inci sırada yer alırken, “tekstil” alanında kursa katılan kişi sayısı 17 bin 835 kişiyle başı çekerek, toplamda yüzde 13.72′lik bir kesimi kapsadı. Açık işler sıralamasında 2′nci sırada yer alan turizm ve otelcilik elemanı ihtiyacı bin 298 kişi olarak belirlenirken, İŞKUR bu ihtiyacın 10 kat fazlası olan, 10 bin 555 kişiye mesleki eğitim verdi. Kurum yaptığı araştırmada, 221 kaynakçıya ihtiyaç duyulduğunu belirlerken, bu alanda kurs verdiği kişi sayısı 2 bin 483 olarak kaydedildi. Açık işler sıralamasında 9′uncu sırada yer alan “satış ve pazarlama” da 328 kişiye ihtiyaç varken, 8 bin 905 kişiye kurs verdi. İnşaat işlerinde 298 kişilik açık iş tespit edilirken, mesleki eğitim programına bu alanda 2 bin 990 kişi katılım gösterdi. Böylelikle İŞKUR, işgücü niteliğini artırmak için yıl içerisinde düzenlediği mesleki eğitim kurslarına toplamda 129 bin 993 katılımcı kabul ederek, kurslar için 272 milyon 288 bin TL’lik kaynak kullanmış oldu.

/**
Meslek edindirme kurslarından yararlanan kişi sayısı ve
yüzdeleri

Sektörler Kişi Sayısı Yüzde(%)
Tekstil 17.835 13.72
Bilişim 17.159 13.20
Sekreterlik ve diğer 15.547 11.96
büro hizmetleri
İmalat işleri 11.803 9.08
Turizm hizmetleri 10.555 8.12
Satış ve pazarlama 9.905 6.85
Bakım hizmetleri 6.539 5.03
İş makinesi operatörlüğü 6.422 4.94
Lojistik ve ulaştırma hiz. 4.056 3.12
İnşaat işleri 2.990 2.30
Kaynakçılık 2.483 1.91
Mobilya ve ağaç iş. 2.379 1.83
Kişisel bakım ve kuaförlük 2.249 1.73
D.gaz tes. ve iklimlendirme 1.833 1.41
Diğer 19.239 14.80
Toplam 129.993 100.00

Not: Rakamlar İŞKUR verilerinden alınmıştır.

Ajanslar

Açlık Sınırı 992, Yoksulluk Sınırı 3.136 Lira…

18 Aralık 2011 Yorum yapın

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Kasım Ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Raporuna göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 992 liraya, yoksulluk sınırı ise 3.136 liraya yükseldi. DİSK Genel Sekreteri Görgün, açlık ve yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasında gerçekçi bir ilişki kurulamadığını ifade etti.

DİSK tarafından yapılan açıklamada, TÜİK hanehalkı harcama kalıbı, TÜİK madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenme için alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanan beslenme kalıbı dikkate alınarak hazırlanan araştırmanın sonuçlarına yer verildi.

Buna göre, sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 8,5 lira olurken, bu rakam yetişkin bir erkek için 8,76 lira, 15-19 yaş erkek çocuk için 9,32 lira, 4-6 yaş bir kız çocuğu için 6,48 lira olarak hesaplandı. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken günlük gıda harcaması 33,06 lira, aylık harcaması ise 992 lira olarak belirlendi.

Aynı hesaplamaya göre 4 kişilik ailenin sağlıklı beslenmek ve yaşayabilmek için yapması gereken asgari harcama tutarı ise aylık 3.136 lira olarak tespit edildi.

Söz konusu ailenin gereksinimlerini karşılamasında ayırması gereken tutar gıda, içecek için 992 lira, giyim ve ayakkabı için 196 lira, kira, su, elektrik vb. için 887 lira, mobilya, ev bakımı için 180 lira, sağlık için 70 lira, ulaştırma için 306 lira, haberleşme için 135 lira, eğlence ve kültür hizmetleri için 69 lira, eğitim için 61 lira, lokanta, yemek, otel için 130 lira, çeşitli mal ve hizmetler için 111 lira olarak belirlendi.

Rapora göre, dün açıklanan enflasyon rakamları üzerinden yapılan hesaplamaya göre, kasım ayı için açlık sınırı bir önceki aya göre 32 lira, yoksulluk sınırı 102 lira artış gösterdi.
Asgari ücrette 2012 yılı ilk yarısı için öngörülen yüzde 3′lük artışın 19 liraya karşılık geldiğine işaret edilen rapora göre asgari ücrete yapılacak olası artış, açlık sınırı dikkate alındığında 1 ayda geri alınmış oldu, yoksulluk sınırı ile mesafe ise iyice açıldı.

”Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli”

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 15 Aralık 2011? tarihinde toplanacağı hatırlatılan raporda, komisyonda işçilerin ağırlığının artırılması, görüşmelerin kamuoyuna açık hale getirilmesi, asgari ücretin işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde tespit edilmesi gerektiği belirtilerek, ”Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ekonomik büyümeden pay almalıdır” denildi.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, açlık ve yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasında gerçekçi bir ilişkinin kurulamadığını ifade etti.
Asgari ücretin insan onuruna yaraşır, yoksulluğu gidereceği bir araç olarak nasıl kullanılabileceğinin tartışması gerektiğini belirten Görgün, değerlendirmesinde”Asgari ücretin en azından 4 kişilik bir aile için makul bir düzeye çıkartılması için tüm emek örgütleri ortak ve somut bir mücadelenin içine girmelidir. DİSK, yoksullukla mücadelede en önemli araçlardan biri olan asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir düzeyde tespiti için ortak bir mücadele çağrısını yinelemektedir” görüşlerine yer verdi.

Ajanslar

Bir İşçiden 12 Bin Lira Kâr…

18 Aralık 2011 Yorum yapın

Türkiye’nin ilk 1000 büyük sanayi firması, 2010 yılında çalıştırdıkları kişi başına 12 bin 178 lira kar etti. Bu rakam 1998 yılında 577 liraydı. Bu firmalar, son 13 yıllık dönemde istihdamda cimrileşip ekonomide daha da devleşti.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO)’nın “1000 Büyük Sanayi Firması ve Türkiye Ekonomisinin Gerçekleri” araştırmasına göre, son 13 yıllık dönemde büyük sanayi firmalarının çalışan sayısı azalırken, karları sürekli arttı.

Rapora gore; 1000 büyük sanayi firması 1998 yılında 746 bin 614 kişi çalıştırırken, 2010 yılında istihdamda yaklaşık 500 kişilik azalma oldu. Firmaların çalışan başına elde ettiği karlar ise patladı. Dev sanayi firmaları 1998 yılında, çalıştırdıkları kişi başına 577 lira kar elde ederken 2010 yılında bu tutar 12 bin 178 liraya ulaştı. Yani, bu firmalar, bir işçinin üzerinden kazandığı parayı 13 yılda ortalama 21 kat artırdı.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Yahya Arıkan, rapora ilişkin değerlendirmesinde, üretim ve istihdamın kaynağı olarak görülen küçük ve orta ölçekli şirketlerde beklenen hızlı büyümenin gerçekleşmemesine karşın, dev şirketlerin ekonomideki ağırlıklarını düzenli olarak arttırdığını söyledi. Türkiye’de kurumlar vergisinin yüzde 52′sini 50 şirketin ödediğini belirten Arıkan, “Türkiye’de 2010 yılı sonu itibariyle 650 bin kurumlar vergisi mükellefi var. Bu şirketlerin 50′si toplam verginin yüzde 52′sini ödedi. 1000 firma sanayiye hükmediyor ama esas hakim güç 50 firmayı geçmez” diye konuştu.

İSMMMO’nun araştırmasına göre; sanayi sektörünün yarattığı milli gelir içinde ilk 1000 firmanın payı yüzde 52.67. Geri kalan ve sayıları yüz binlerle ifade edilen KOBİ’ler ise pastanın yüzde 47.33′lük bölümünü yaratmak için çalışıyor.

İSMMMO’nun yayınladığı “1000 Büyük Sanayi Firması ve Türkiye Ekonomisinin Gerçekleri” araştırmasına gore Türkiye’de sanayi sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 412 bin KOBİ’nin 1000 dev firma karşısındaki güçleri de giderek eriyor.

Sanayi sektörünün toplam katma değerinin yarısı 1000 büyük işletme tarafından sağlanırken geri kalan yarısı da 412 bin küçük ve orta ölçekli işletme tarafından yaratılıyor. Bu 412 bin işletmenin toplam GSYİH içindeki payı ise yüzde 10 düzeyinde bulunuyor.

İSMMMO raporunun sonuç bölümünde, “Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu, katma değerde, ihracatta ve karlılıkla hemen ardından gelen diğer 500 sanayi kuruluşuna dahi açık ara fark atarken Türkiye’de istihdamın kaynağı olarak görülen yüz binlerce KOBİ ve on binlerce Anadolu Kaplanı ancak büyüklerin tozunu yutmakla yetiniyor” deniliyor.

 Ajanslar

Türkiye’nin Gündemi İşsizlik ve Yolsuzluk

18 Aralık 2011 Yorum yapın

BBC’nin küresel düzeyde yaptırdığı bir kamuoyu yoklamasına göre Türkiye’de halkın öncelikli gündem maddesi yolsuzluk ve işsizlik.

BBC’nin  küresel düzeyde yaptırdığı  “Dünya Konuşuyor” araştırmasının sonuçlarına göre Türkiye’de halkın öncelikli gündem maddesinin yolsuzluk ve işsizlik.

GlobeScan adlı araştırma kuruluşunun BBCDünya Servisi için yaptığı ”Dünya Konuşuyor” başlıklı çalışması, 23 ülkede 11, 293 kişinin katılımıyla, Temmuz ve Eylül ayları arasında gerçekleştirildi.

Katılımcılara kendilerini en çok kaygılandıran sorunun ne olduğu, hangi sorunu günlük yaşamlarında yakın çevreleriyle sıklıkla konuştukları, ele aldıkları sorulduğunda yolsuzluk ve işsizlik öne çıkan yanıt oldu.

Araştırmaya katılanların yüzde 24′ü yolsuzluk meselesinin bir biçimde günlük konuşmalarında gündeme geldiğini söyledi.

İkinci sorun ise yoksulluk. Katılımcıların yüzde 20′si yoksulluk konusunu yakın zamanda yakın çevreleriyle konuştuklarını aktardı.

İşsizlik ve enflasyonla ilgili gıda ve enerji fiyatlarındaki artış sorunları da katılımcıların yüzde 18′inin öncelikli saydıkları konular arasında yer aldı.

Ancak işsizlik konusunun giderek artan bir kaygı olarak öne çıktığı da araştırmanın saptamaları arasında.

Küresel düzeyde işsizlik sorununun arkadaşları ya da aileleriyle son bir ay içinde tartışanların oranı, 2009′da benzer bir araştırmada ortaya çıkan verilerin altı katı.

İşsizlik Oranları

İşsizliğe ilişkin kaygıların da ülkelere göre değiştiği de ortaya çıkıyor. Euro krizinin derinden etkilediği ülkelerden İspanya’da, katılımcıların yüzde 54′ü son dönemde işsizliği tartıştıklarını söylüyor. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 30′luk bir artışa işaret ediyor.

Gana, Meksika, Nijerya ve Türkiye de işsizlik sorununun sokaktaki adamın gündeminde olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu ülkelerde katılımcıların yüzde 30′undan fazlası, işsizlik meselesini, anketin yapıldığı günün bir ay öncesini kapsayan dönemde yakınlarıyla konuştuklarını söylüyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Japonya gibi varlıklı, kalkınmış ülkelerde ise dünya ekonomisinin durumuna ilişkin kaygılar daha öne çıkıyor.

Yolsuzluk ise, Nijerya, Hindistan, Türkiye, Endonezya, Nijerya ve Peru gibi kalkınmakta olan ve çoğunun devlette ve iş çevrelerinde şeffaflık konusunda sorunları olduğu bilinen ülkelerde öne çıkıyor.

Bir diğer kalkınmakta olan ülkeler grubu, Çin, Rusya, Kenya ve Filipinler’de artan gıda ve enerji fiyatları kaygı yaratan konular arasında.

Latin Amerika ülkelerinde ise suç ve şiddet tartışılan ortak sorunlar olarak ön planda.

Gecekondu semtlerinde toplumsal gerilimlerin yaşandığı Brezilya, Ekvador ve Meksika’yla birlikte uyuşturucu bağlantılı cinayet, suç ve şiddet sorunlarının halkın gündeminde yoğun olarak tartışıldığı ülkeler arasında.

Araştırmada, iklim değişikliğinin sorun listesinde gerilediği dikkat çekiyor. Bir önceki yıl yapılan kamuoyu yoklamasında 10 ülkede en sık gündeme gelen sorunlar arasında yer alan iklim değişikliği bu yılki çalışmada sadece Almanya ve İngiltere kamuoylarının öncelikli saydıkları sorunlar arasında.

BBC

TÜİK’in İşsizlik Rakamları Gerçeği Yansıtmıyor

18 Aralık 2011 Yorum yapın

TÜİK 2011 Eylül ayı itibarı ile Türkiye’deki işsiz sayısını 2 milyon 398 bin kişi olarak açıkladı. DİSK adına açıklama yapan Tayfun Görgün bu rakamların gerçeği yansıtmadığını, gerçek işsiz sayısının Türkiye’de 6 milyon kişi olduğu belirtti.

Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu (TÜİK) Eylül ayına ilişkin iş gücü ve işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK’in verilerine göre, 2011 yılı Eylül döneminde, Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 117 bin kişilik bir artış ile 72 milyon 625 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 1 milyon 114 bin kişi artarak, 53 milyon 832 bin kişiye ulaştı. 2011 yılı Eylül döneminde istihdam edilenlerin sayısının geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 776 bin kişi artarak, 24 milyon 749 bin kişiye yükseldiği belirtilen istatistiklerde, bu dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 476 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayı ise 1 milyon 300 bin kişi arttı.

TÜİK’in açıkladığı rakamlara ilişkin değerlendirmede bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanvekili Tayfun Görgün ise, TÜİK rakamlarının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti. Yaz sonuna ilişkin bu rakamlarda gerçekten uzak sonuçlar çıkacağının açık olduğunu söyleyen Görgün, “Yazın turizm, mevsimlik işçi gibi geçici işlerde çalışanların sayısı arttığı için rakamlar gerçeği yansıtmaz. Aslolan yaz kış ortalamasıdır. Eğer rakamlar çıkarılacaksa bir önceki yıla göre değil, 2008 yılında yaşanan kriz öncesi oranlar ile karşılaştırılmalıdır. Bir de bu rakamlar İş-Kur’a yapılan iş müracaatları esas alınarak çıkarılıyor. Oysa biz biliyoruz ki, yaklaşık 2 milyon kişide İş-Kur’dan sonuç çıkmayacağını düşünerek kendi başına iş arıyor. Bizim topladığımız verilere göre Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 16′dır. Gerçek işsiz sayısı ise 6 milyon kişidir” dedi.

Türkiye’de 6 milyon kişinin de asgari ücret karşılığında çalıştığını söyleyen Görgün, bu 6 milyon kişinin açlık sınırının yüzde 35 altında olduğuna işaret etti. İşsizliğin halen Türkiye ekonomisinin en temel sorunu olduğunu ifade eden Görgün, “Türk devleti herhangi bir çözüm bulmuş değildir. Bizim alınterimizden kesilen ve İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken 50 milyar TL para var. Bu paramızda hükümet ve sermaye tarafından bölüşülüyor. Biz bu paramızın işsiz kalan yurttaşlarımıza dağıtılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Ajanslar