Arşiv

Archive for the ‘Çalışma Hukuku’ Category

20 Yıllık Emeğe 6 Aylık Tazminat

07 Ağustos 2011 Yorum yapın

Hazırlıkları 2009 yılında başlayan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda temel politika ve alınacak önlemleri belirlenmesine rağmen bir türlü açıklanmayan Ulusal İstihdam Stratejisi’nin ayrıntıları netleşiyor.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, bakanlık tarafından hazırlanmasına ve Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda görüşülmesine rağmen Bakanlar Kurulu gündemine getirilmeyen ve bu nedenle nihai belge haline dönüşmeyen Ulusal İstihdam Stratejisi’nde öngörülen bazı düzenlemeler torba yasa ile hayata geçti. Ancak temel düzenleme önerileri hala bekliyor.

Tartışmalı konular olan kıdem tazminatı, bölgesel asgari ücret ve esnekleşme en köklü değişiklikler olarak dikkati çekerken, bu düzenlemelerin temel unsurlarına da yer verildi.

Kıdem tazminatı fonda toplanacak

Türkiye’nin mevcut yapısı ile OECD içindeki en katı çalışma mevzuatına sahip olduğu belirtilen strateji belgesinde kıdem tazminatı uygulamasının işletmeler açısından yüksek maliyetli olduğu ve kayıtdışına yönelttiği; işçi açısından ise istifa dilekçeli işe başlatma gibi mevzuat ihlallerine yol açtığı kaydedildi. Ayrıca özel sektörde çalışan işçilerin büyük kısmının kıdem tazminatlarını alamadığı vurgulandı.

Bu verilerden yola çıkılarak Ulusal İstihdam Stratejisi’nde işgücü piyasasının rekabet edebilirliğini artırmak ve işletmeler üzerindeki mali yükü azaltmak amacıyla kıdem tazminatı sistemi değiştirilmesi öngörüldü. Kıdem tazminatı tüm kayıtlı işçilerin erişebileceği bireysel hesaba dayalı mali açıdan sürdürülebilir bir Kıdem Tazminatı Fonu’nda toplanacak. Mevcut işçilerin kazanılmış hakları aynen korunacak. Kıdem tazminatına sadece işveren prim yatıracak. Prim oranları işverenlerin mevcut kıdem tazminatı yükünden fazla olmayacak.

Geçici olarak kıdem tazminatı fonuna İşsizlik Sigortası Fonundan kaynak aktarılacak. 10 yıl kıdemi olan işçiler, kıdem tazminatı hesaplarından kısmen para çekebilecek. Bakiyeler ise emeklilikte ödenecek. Strateji belgesinde, halen 1 yıl için 1 ücret tutarında olan kıdem tazminatı için çok iddialı bir hedefe de yer verildi. Kıdem miktarının uzun vadede OECD ortalamasına indirilmesi de öngörülüyor. Kıdem tazminatının miktarı OECD ortalaması 20 yıl için 6 ay düzeyinde bulunuyor.

Esnek çalışmanın önü açılacak

Son dönemde özellikle vetolu özel istihdam bürolarının geçici iş ilişkisi kurması yasası ile iyice gündeme giren ve işverenlerin yoğun taleplerine, işçi kanadının ise itirazlarına neden olan esnekleşme, Ulusal İstihdam Stratejisi içindeki en kapsamlı düzenleme olarak öne çıktı. Avrupa’da uygulanan esnek iş modellerinin tamamının güvenceli esneklik kavramı altında Türk sistemine taşınması önerilirken, bu yapının istihdamın artırılmasında anahtar rol oynayacağı vurgusu yapıldı. Kanunlarda varolan esnek çalışma modellerinin Türkiye’de yaygınlaşmama nedenlerinin incelendiği Stratejide, kayıtdışı istihdamın yüksekliği ve işçilerin yasal süreden fazla çalıştırılması, kısmi süreli çalışma ve belirli süreli çalışmanın sosyal güvenliğin genel kurallarına tabi olması, belirli süreli iş sözleşmelerinin üst üste yapılamaması olarak sıralandı.

4 ay deneme süresi

Stratejide belirli süreli iş sözleşmelerinin esaslı bir neden olmadıkça zincirleme yapılamaması koşulu kaldırılıyor. Belirli süreli çalışma 25 yaş altı için daha da kolaylaştırılacak. Tartışmalı özel istihdam bürolarının geçi istihdam büroları olarak faaliyette bulunması düzenlemesi yapılacak. Yasal hak güvencesi “Eşit Muamele İlkesine” göre verilecek. İş paylaşımı, esnek zaman modeli, uzaktan çalışma gibi esnek çalışma biçimleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılacak. Gençlerin işe girişlerini kolaylaştırmak için 25 yaş altındakilere 4 ay süreyle deneme çalışması imkanı tanınacak. Haftalık yasal çalışma süresinin aşılmaması için denetim sıkılaştırılacak.

Bölgesel asgeri ücret uygulaması geliyor

İstihdam Stratejisinin esnekleşme başlığı altında önerdiği bir başka kapsamlı düzenleme ise bölgesel asgari ücret oldu. Halen 26 olarak belirlenen ve kalkınma ajansları ile teşvik sisteminin üzerine inşa edildiği Düzey 2 istatistik sınıflamasına göre bölgesel asgari ücret belirlenebilmesi düzenlemesi önerildi. Buna göre, işverenler bölgesel asgari ücrete gönüllü olarak uyabilecek. Bölgesel asgari ücreti “yerel aktörler” belirleyecek. Hükümet, bölgesel asgari ücrete alt ve üst sınır belirleyecek. Asgari ücret belirleme yaş sınırı tek olacak ve 18 yaşından büyük herkes için uygulanacak.

Güvenceli esneklik için esnek çalışma modellerinin emeklilik, işsizlik ödeneği gibi sosyal haklarından yararlanması için çalışma yapılacak. Esnek çalışmada geçen ve primleri ödenmeyen süreler için, normal çalışma biçimine geçildikten sonra borçlanma hakkı ve isteğe bağlı işsizlik sigortası hakkı tanınacak. Çalışma süreleri açısından esnek bir şekilde çalışanlara, çalışmadıkları sürelerde eğitimler verilecek ve bu kapsamda İşsizlik Sigortası Fonu’ndan İŞKUR’a kaynak aktarılacak.

Mesleki eğitim özel sektöre devredilecek

Yapısal dönüşüm için eğitim ile istihdamın güçlü bir ilişki içinde olması gerektiği vurgulandı. Ulusal meslek standartlarının 2012 sonuna kadar belirlenmesi hedeflendi. Bu kapsamda, okul öncesi eğitimin ve dezavantajlı gruplara yönelik eğitimin güçlendirilmesi, mesleki eğitimin kademeli olarak özel sektöre ve/veya yerel aktörlere bırakılması, il özel idarelerinin gelirlerinin yüzde 5′ini mesleki eğitime ayırması planlandı. Eğitim ve işgücü piyasası arasındaki uyumun artırılması için ise mesleki eğitim-öğretim kurumlarının akreditasyon sistemine geçmesi, staj sisteminin iyileştirilmesi önerildi. Aktif işgücü politikaları için ise analizlerin iyileştirilmesi, İŞ-KUR’un kurumsal kapasitesinin artırılması kararlaştırıldı. Topluma girişimcilik kültürü verilmesi, orta öğretime inovasyon ve girişimcilik eğitimi eklenmesi planlandı.

Kadınlara çocuk bakım desteği

Kadın istihdamının ve kadınların iş piyasasına girişinin artırılması hedeflenen strateji belgesinde, özellikle çocuklu kadınlara kreş desteği ve gündüz bakımı için kupon verilmesi planları dikkat çekti. Bu kapsamda, çocuk bakım hizmeti sağlayan işyerlerine teşvik verilecek ve çocuğu olan ailelere bakım yardımı ödenecek. Ailelere gelir durumları ve çocuk sayısına göre çocuk bakım kuponu verilmesi de alternatif olarak değerlendirilecek.

İşverenler işyerinde çocuk bakım hizmeti verdiği takdirde bunu gider yazabilecek. Temizlikçi kadınlar kayıtlı hale getirilecek. İşyerinde kadınlara cinsel tacizde AB standartları uygulanacak. Şiddet mağduru kadınlar, 1 yıldan az hüküm giymiş kadınlar, kocası ölmüş veya boşanmış kadınlara özel önem verilecek. Kadınların evlenmeleri halinde 1 yıl içinde kıdem tazminatını alarak işten ayrılması gibi işten çıkışı özendiren düzenlemeler gözden geçirilecek. Özürlülere yönelik olarak ise kamu ve özel sektördeki özürlü kontenjanlarının doluluğu takip edilecek, rehberlik hizmeti yaygınlaştırılacak.

Cumhuriyet

Categories: Çalışma Hukuku Etiketler:

Kıdem Tazminatı Kalkıyor

17 Temmuz 2011 Yorum yapın

Geçen yıl tartışılan ve Türk-İş ile Hak-İş’in ayaklanmasına neden olan kıdem tazminatının kaldırılarak yerine fon kurulması yeniden gündemde. Hükümet, işçilerin büyük çoğunluğunun alamadığı ve işletmelerin üzerinde ödeme baskısı oluşturduğu gerekçesiyle kıdem tazminatını kaldırmaya kararlı.

İşveren yeni kurulacak bu fona her ay personel başına belli bir yüzde oranında prim ödeyecek. İşten çıkarılan çalışan, tazminatını patronu yerine bu fondan alacak. Fon, devlet güvencesinde olacak. Hükümet part time işçi, evden çalışma, çağrı üzerine çalışma gibi işçi kesiminin tepki gösterdiği çalışma modellerini de hayata geçirecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni programa göre, hükümet yeni iktidar döneminde kıdem tazminatını kaldırmaya kararlı. 61. Hükümet Programı’nın işsizlikle mücadeleye ayrılan bölümünde kıdem tazminatınının kaldırılacağı ve yerine bir fon kurulacağı ilan edildi. Programda,“İşçilerin büyük çoğunluğunun alamadığı, işletmelerin üzerinde ödeme baskısı oluşturan, çalışma hayatının en önemli soru alanlarının başında gelen kıdem tazminatı sorunu, kazanılmış hakları koruyan ve bütün işçilerin kıdem tazminatı garanti altına alan bir fon oluşturularak çözülecek” denildi.

Vatan Gazetesi’nin haberine göre, programın Meclis görüşmelerinin başlamasının ardından dün Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve TİSK’ten oluşan Üçlü Danışma Kurulu’nu topladı. Üçlü Danışma Kurulu, hükümetin kıdem tazminatı fonunu kaldıracağına ilişkin taahhüdünün gölgesinde toplandı.

Esnek çalışma geliyor

61. Hükümet programında esnek çalışma modellerinin hayata geçirileceği açık şekilde ifade edildi. Bu kapsamda geçtiğimiz yıllarda sık sık gündeme gelen ve gördüğü tepki nedeniyle yasalaşmayan, en son da Torba Yasa’dan çıkarılan “esnek çalışma” düzenlemelerinin bu kez hayata geçirileceği anlaşılıyor. Bu kapsamda hükümet “part time işçi”, “evden çalışma”, “çağrı üzerine çalışma”gibi işçi kesiminin büyük tepki gösterdiği çalışma modellerinin yasalara konulmasında kararlı olduğunu da ifade etmiş oldu. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, geçtiğimiz hafta görevini Faruk Çelik’e devretmeden kısa süre önce aynı konuda bir açıklama yapmış ve ‘Esnek Çalışma Yasası’nın önemine değinmişti. Yasa Tasarısı’nın yarım zamanlı veya kısa süreli işlerde veya evden çalışanların, özellikle kadın ve gençlerin yararına olduğunu belirten Dinçer, tüm taraflardan destek istemişti.

Baskı oluşturuyor

Programda bu konuyla ilgili, “İstihdamın artırılması ve kayıtdışının azaltılması amacıyla “güvenceli esneklik” anlayışı ve işi değil insanı koruma ilkesi çerçevesinde işgücü piyasamızın katılıklarını gidererek başta genç, kadın ve vasıfsız işgücümüz olmak üzere işsizlerimize nitelik kazandırarak, işe girişi kolaylaştıracağız” denildi. Ardından ise kıdem tazminatının kaldırılacağı,“İşçilerimizin büyük çoğunluğunun alamadığı, işletmelerin üzerinde ödeme baskısı oluşturan, çalışma hayatının en önemli sorun alanlarının başında gelen kıdem tazminatı sorununu, kazanılmış hakları koruyan ve bütün işçilerin kıdem tazminatlarını garanti altına alan bir fon teşkil etmek suretiyle, sosyal taraflarla istişare içinde çözeceğiz” ifadeleriyle ilan edildi.

Çalışma Bakanlığını devralan Faruk Çelik, dün ilk Üçlü Danışma Kurulu toplantısını Türk İş, DİSK, Hak-iş ve TİSK temsilcilerinin katılımıyla bakanlıkta gerçekleştirdi. Kıdem Tazminatı’yla ilgili kararın yer aldığı hükümet programı Meclis gündemindeyken toplanan Üçlü Danışma Kurulu, dünkü toplantıda bu konuyu masaya getirmedi. Toplantının ardından bir açıklama yapan Bakan Çelik, “Kıdem tazminatı konusu bir takvime bağlandı mı?” sorusuna, “Bugün gündemimize gelmedi ama çalışma hayatının önündeki bütün konuları rahatlıkla tartışabileceğimiz ortamın olduğunu söyleyebilirim” karşılığını verdi.

Konfederasyonlar grev nedeni sayıyor

Kıdem tazminatının kaldırılmasını daha önce ‘genel grev’ nedeni sayacağını açıklayan Türk-İş ve DİSK’in bu gelişme karşısında alacağı tutum merakla beklenirken Hak-İş’in teklife karşı çıkmadığı biliniyor. Hükümet geçen yılki toplantılarda, “Yeni bir Fon kuralım, çalışanın tazminatı buradan ödensin” teklifi getirmişti. Bununla ilgili çalışma yapılmış, formül ortaya konulmuştu. Formül, şöyleydi: “İşverenin yeni kurulacak fona her ay personel başına belli bir yüzde oranında prim ödesin, işten çıkarılan çalışan, tazminatını patronu yerine bu fondan alsın. Fon, devlet güvencesinde olsun. Kendisi için 10 yıl prim ödenen kişiler ise işten çıkarılmasa bile istediği an fondaki parasını alabilsin. Emekli olanlar da kıdem tazminatını fondan alsın. Fonun kurulduğu tarihe kadar olan alacaklar kazanılmış hak olacağından patron tarafından ödensin.” Sendikalar ise hiçbir teklifi tartışmayacaklarını belirterek “Kıdem Tazminatı’na dokundurtmayız” açıklaması yapmıştı.

Cumhuriyet

Categories: Çalışma Hukuku Etiketler:

İşverenin Yeni Taktiği!

27 Mayıs 2011 Yorum yapın

Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Yardımcısı Emin Yıldız, çok fazla eleman değiştiren işverenlerin, işe başlayan çalışanlarına işe başlarken istifa belgesi imzalattıklarını söyledi. Çalışanları mağdur eden bu uygulamayı eleştiren Yıldız, “Tazminat vermemek ve sorumluluktan kaçmak için firmaların yaptığı bu uygulama hiç doğru değil” dedi.

SGK Ankara İl Müdür Yardımcısı Emin Yıldız, yaptığı açıklamada, ilk işe girdiklerinde firmalar tarafından istifa belgelerinin de imzalatıldığını belirten vatandaşların işverenlerin yaptığı bu uygulama nedeni ile mağdur edildiklerinden dert yandıklarını ifade ederek, şikayetçilerin idari işlemlere başvurması gerektiğine dikkat çekti.

Yıldız, firmaların bu uygulamasının tüketici zararına olduğunu belirterek, “İş verenlerin işe yeni başlayan kişilerden istifa dilekçesi alma sebebi işten çıkarılırken sorun yaşamak istememeleridir. Tazminat vermemek ve herhangi bir sorumluluk kabul etmek istemeyen işverenlerin bu uygulaması doğru değil. Mağdur edilen şikayetçiler yaşadığı mağduriyeti tespit ettirirse ceza yaptırımı vardır. Konuya ilişkin kontrol memurları da haklarında işlem yapar” ifadelerini kullandı.

İşe başlarken istifa mektubu imzalatılan işçilerden sadece biri olan Hasan Tandoğan ise yaptığı açıklamada, “Bir ay önce bir markette işe başladım. Neden belirtilmeksizin işten çıkarıldık ve herhangi bir ödeme de yapılmadı. Ayrıca işe ilk girdiğimizde ve işten çıkarılırken bize zorla istifa işlemleri için belge imzalatıldı. Aldığım bilgiye göre işe giren her personele bu istifa işlemleri için gerekli belgeler imzalatılıyormuş. Tabi bunun nedeni açıkça belli. Ben böyle bir markete bunu yakıştıramıyorum. Tamam işten çıkardığınıza bir şey demiyorum ama bari zorla istifa belgelerini imzalatıp kendisini istifa etmiş gibi göstermeyin” dedi.

Ajanslar

Categories: Çalışma Hukuku

TİSK: “Çalışma mevzuatı büyümeye engel”…

23 Mayıs 2011 Yorum yapın

TİSK’in açıklamasına göre, OECD tarafından yayımlanan ”Büyümeye Doğru 2011” Raporu’nda, çalışma mevzuatındaki katılıklar Türkiye’nin büyümesinin önündeki en önemli engellerden biri olarak belirlendi ve esnekliğin artırılması konusunda önemli tavsiyelerde bulunuldu.

Rapora göre, Türk ekonomisinin büyüme potansiyelinin artırılması için işgücü piyasasında katılıkların azaltılması, işgücü maliyetlerinin düşürülmesi ve eğitime katılımın artırılması özel önem taşıyor. Diğer önemli reform alanlarını ise mal piyasalarına ilişkin düzenlemelerin basitleştirilmesi ve erken emeklilik teşviklerinin azaltılması oluşturuyor.
Raporda özellikle geçici işçiler olmak üzere hem geçici hem sürekli işçiler açısından istihdamın katılığının yüksek olduğu, bu durumun da kayıtdışı ve yarı-kayıtdışı işlerde kaynakların heba edilmesine yol açtığı ifade edilirken, bu alanda iyileştirme yapmak üzere herhangi bir adım atılmadığının da altını çizildi.

OECD verilerine göre Türkiye, istihdamın katılığı sıralamasında 34 OECD ülkesi ile 6 aday ülkenin de içinde bulunduğu 40 ülke arasında ilk sırada geliyor; bir başka ifadeyle istihdam artışını gözetmeyen, en katı çalışma mevzuatına sahip ülke durumunda.
TİSK’in açıklamasında, AB’ye ve OECD’ye göre bir ülkede istihdam ne kadar katı ise işsizlikle baş etmenin de o kadar zor olduğu belirtilerek, 2000 ve 2008 yılları arasındaki farklılık kıyaslandığında zaten ”en katı” işgücü piyasasına sahip olan Türkiye’de 8 yıllık dönemde katılığın daha da arttığının görüldüğü ifade edildi.

Rapora göre aynı dönemde 14 OECD ülkesinin katı uygulamalarını esnetme yoluna giderken, 6 OECD ülkesinde uygulamaların değişmediği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

”2000 yılında Türkiye’den daha katı uygulamalara sahip olan Portekiz ve Yunanistan’ın yaptıkları düzenlemelerle Türkiye’yi geride bıraktıkları da dikkati çekiyor.
Öte yandan, Türkiye’de istihdamın katılığını en fazla artıran uygulamalar, geçici istihdam biçimlerine ilişkin düzenlemelerde ortaya çıkıyor. Belirli süreli sözleşme yapma ve yenileme serbestisi ile özel istihdam büroları aracılığıyla geçici istihdam sistemini kapsayan gösterge 4,88 endeks puanı ile Türkiye;nin OECD ülkelerinden 2,8 kat, AB ülkelerinden 2,7 kat daha katı uygulamalara sahip olduğunu ortaya koyuyor.

İşgücü piyasasındaki bu sorunlar Türkiye’nin büyümesinin önünde engel teşkil ediyor. Nitekim OECD de söz konusu Raporda kıdem tazminatının azaltılması ve özel istihdam büroları aracılığıyla geçici istihdam sisteminin yasalaştırılması yoluyla istihdamdaki katılıkların azaltılmasını, isteğe bağlı olarak daha esnek biçimlerdeki iş akitlerine izin verilmesini öneriyor.”

TİSK

Anayasa Mahkemesi, 4-C Düzenlemesinin İptali İstemini Reddetti.

03 Nisan 2011 Yorum yapın

Anayasa Mahkemesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, geçici personel çalıştırılmasına olanak sağlayan ”4/C” maddesinin iptali istemini oy çokluğuyla reddetti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici personel çalıştırılmasına ilişkin ”4/C” maddesi ile 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanununun 49. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek, iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.

Anayasa Mahkemesi heyeti, bu başvuruyla ilgili ilk incelemesini 20 Mayıs 2010′da yapmış, davayı esastan görüşmeye, yürürlüğünün durdurulması isteminin de esas inceleme aşamasında ele alınmasına karar vermişti.

Başvuruyu bugün esastan görüşen Anayasa Mahkemesi, iptal isteminin reddine karar verdi. Yüksek mahkeme, kararı oy çokluğuyla aldı.

DANIŞTAY’IN İPTAL BAŞVURUSU

TÜİK’te ”4/C” statüsünde çalışan bir vatandaşın emeklilik süresi dolunca iş akdi sona erdirildi. Emekli olan vatandaş, kıdem tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle TÜİK’e başvurdu, ancak başvurusu reddedildi. Bunun üzerine ”4/C” statüsünde çalışan vatandaş ”başvurunun reddi, hizmet sözleşmesinde yer alan ‘Emekli olan 4/C statüsündeki personele kıdem tazminat ödenmez’ hükmü ile bunun dayanağı 14 Aralık 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararının ilgili maddesinin yürütmesinin durdurulması” istemiyle Danıştay’da dava açmış, Danıştay 2. Dairesi ise yürütmenin durdurulması istemini reddetmişti.

Vatandaşın karara itiraz etmesi üzerine dosya, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna geldi. Kurul, itirazı reddetti, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici personel çalıştırılmasına ilişkin ”4/C” maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla, maddenin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma kararı almıştı.

Kurulun, oy çokluğuyla aldığı başvuru kararında, 657 sayılı Yasanın 4. maddesinin C bendinin, istihdam şekli tanımlanıp, iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkı belirlenmeden sadece ‘geçici personel’ olarak adlandırılan statüyü düzenleme yetkisinin bütünüyle Bakanlar Kuruluna bırakılmış olması nedeniyle Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştı. Kurul ayrıca, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 49. maddesinde de 4/C kapsamında istihdam edilen personele, çalıştığı dönemde yapılacak bazı ödemelere yer verildiği, ancak, statüleri hakkında düzenleme yapılmayarak, bu konudaki düzenlemenin sınırları çizilmeksizin Bakanlar Kuruluna bırakıldığı kaydedilerek, 4/C bağlamında belirtilen Anayasaya aykırılık nedenlerinin burada da geçerli olacağı vurgulanmıştı.

Ajanslar

Categories: Çalışma Hukuku

Torba Yasa Neler Getiriyor?

26 Ocak 2011 Yorum yapın

Başbakanlıktan TBMM ye gönderilmiş olan Yasa Tasarısına aşağıda yer veriyoruz. Tasarı Amme Alacakları ile kiralık işçi konusunu ve işçilerin istihdamının denetlenmesi konusunu düzenlemektedir.

AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2- 6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2009” ibaresi “31/12/2014” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (8) sayılı tarifenin “XI- Finansal faaliyet harçları” bölümünün (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (2) numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

 

“1. Banka (katılım bankaları dahil) kuruluş ve faaliyet izin belgeleri:

a) Türkiye’de kurulan bankalar ile yabancı bankalarca Türkiye’de açılan Merkez Şubelere ilişkin izin belgeleri (her yıl için) 200.000 TL
b) Serbest bölgelerde faaliyet göstermek üzere kurulan bankalar ve açılan yabancı banka şubelerine ilişkin belgeler (her banka, her şube ve her yıl için) 200.000 TL
c) Bütün bankaların, serbest bölgelerdekiler de dahil olmak üzere açılan şubeleri (yabancı bankalarca serbest bölgelerde açılan şubeler hariç) için düzenlenen belgeler (her şube ve her yıl için) bir önceki takvim yılı başındaki nüfusa göre;
Nüfusu 5.000’e kadar olan belediyelerde 24.000 TL
Nüfusu 5.000 ila 25.000 arasında olan belediyelerde 36.000 TL
Nüfusu 25.000’den fazla olan belediyeler ile serbest bölge sınırları içinde 48.000 TL”

MADDE 4- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendine aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“f) Kısa çalışma başvurularında talebin uygunluğunun tespiti için Bakanlık tarafından 6245 sayılı Harcırah Kanunu kapsamında yapılan ve usul ve esasları Bakanlık ile Kurum tarafından müştereken belirlenen giderlerden,”

MADDE 5- 4447 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “2008 ve 2009” ibaresi “2008, 2009 ve 2010” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 6- 4447 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Nisan ayına” ibaresi “Ekim ayına”, “31/12/2009 tarihine kadar” ibaresi “31/12/2010 tarihine kadar”,  ikinci cümlesinde yer alan “31/12/2009 tarihini 30/6/2010 tarihine kadar” ibaresi “31/12/2010 tarihini 30/6/2011 tarihine kadar” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 7- 27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 12- Türkiye dışında ikamet eden yabancılar, çalışma izni başvurularını bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapar. Temsilcilikler bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletir. Bakanlık ilgili mercilerin görüşlerini alarak 5 inci maddeye göre başvuruları değerlendirir; durumu uygun görülen yabancılara çalışma izni verir. Bu izin, çalışma vizesi ve ikamet izninin alınması halinde geçerlilik kazanır. Çalışma izin belgesini alan yabancıların, bu belgeyi aldıkları tarihten itibaren en geç doksan gün içinde ülkeye giriş vizesi talebinde bulunmaları, ülkeye giriş yaptıkları tarihten itibaren en geç otuz gün içinde İçişleri Bakanlığına ikamet tezkeresi almak için başvurmaları zorunludur.

Türkiye’de geçerli ikamet izni olan yabancılar veya bunların işverenleri başvurularını Bakanlığa yurt içinden de yapabilir.

Mesleki hizmetler kapsamında çalışacak yabancılara akademik ve mesleki yeterlilik ile ilgili işlemleri tamamlanıncaya kadar, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla bir yılı geçmemek üzere ön izin verilebilir.

Mesleki eğitim alanı dışında istihdam edilecek yabancı uyruklu personel için bu Kanunda belirtilen görüşler alınmaz. Bu kişiler, akademik ve mesleki yeterlilik ile lisans talep ve yeterlilik uygulamasına tâbi değildir.

Çalışma izinleri, ikamet sahibi yabancılar veya bunların işverenlerinin Bakanlığa yazılı talebi üzerine, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre verilir ve uzatılır.

Usulüne uygun olarak yapılan başvurular, belgelerin tam ve eksiksiz olması kaydıyla Bakanlık tarafından en geç otuz gün içinde sonuçlandırılır.”

MADDE 8- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa 7 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 7/A maddesi eklenmiştir.

“Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi

MADDE 7/A- Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi; özel istihdam bürosunun, geçici işgücü talebini karşılamak amacıyla iş sözleşmesi düzenlediği işçisini, iş görme edimini yerine getirmek üzere ücret karşılığında bir başka işverene devrini ifade eder ve bu faaliyet Türkiye İş Kurumu tarafından izin verilmiş özel istihdam büroları tarafından yerine getirilir.

Özel istihdam büroları devredeceği işçi ile iş sözleşmesini, işçinin devredileceği işverenle geçici iş ilişkisi sözleşmesini yazılı olarak yapmak zorundadır. Bürolar, 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 19 uncu maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, her ne ad altında olursa olsun işçilerden ücret alamaz.

Bu madde kapsamında çalıştırılan işçi ile özel istihdam bürosu ve işçi devri yapılan işveren arasındaki iş ilişkisinde de bu Kanunun 5 inci maddesi uygulanır. Ücret, iş sağlığı ve güvenliği ile işyerinde yapılacak mesleki eğitim ve diğer temel çalışma ve istihdam koşulları açısından geçici iş ilişkisine göre çalışan işçi ile aynı veya eşit değerdeki iş için işyerine yeni alınan işçi arasında ayrım yapılamaz.

Geçici iş ilişkisi sözleşmesine dayalı olarak çalıştırılan işçi sayısı, işyerinde çalıştırılan işçi sayısının beşte birini geçemez. Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.

Aynı işçi için, aynı işverenle yapılacak geçici iş ilişkisi sözleşmelerinin toplam süresi onsekiz ayı geçemez. Bu süreyi geçen çalıştırma, iş sözleşmesinin ve geçici iş ilişkisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılmaması veya sözleşmede belirtilen sürenin dolmasına rağmen devam eden çalıştırma durumlarında, devredilen işverenle işçi arasında, başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş olur.

Özel istihdam bürolarının bu faaliyet için istihdam edecekleri işçilerle yapacakları belirli süreli iş sözleşmeleri, esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmesi niteliğini taşır.

Devredilen işyerinde grev ve lokavt olması ve özel istihdam bürosunun işçiyi bu süre içerisinde başka bir işyerinde istihdam edememesi halinde, özel istihdam bürosu işçinin asgari ücretten az olmamak üzere sözleşmede belirtilen ücretinin yarısını ödemek zorundadır.

Geçici iş ilişkisi sözleşmesine dayalı olarak çalıştırılan işçiler, 30 uncu maddenin uygulanmasında işçi sayısına dâhil edilmez.

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih tarihinden itibaren bir yıl içerisinde aynı işyerinde bu madde kapsamında çalıştırılamaz.

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisinde, bu madde hükümleri ile 7 nci maddenin birinci ve ikinci fıkrası hariç diğer hükümleri uygulanır.

21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde bu madde hükümleri uygulanmaz.”

MADDE 9- 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 13 üncü maddesinin altıncı ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İşgücü yetiştirme faaliyetleri ve sonuçları Denetim Kurulu tarafından denetlenir. Denetim Kurulu; Kurul başkanının onayıyla, biri Kurum temsilcisi, diğeri Kurul üyesi diğer kurum ve kuruluş temsilcileri arasından seçilecek bir üye olmak üzere iki üyeden oluşur. İhtiyaç duyulması hâlinde birden fazla Denetim Kurulu oluşturulabilir. Denetim raporları Kurula bildirilir.”

“Kurum tarafından; Kurul üyelerine yılda dörtten, Yürütme Kurulu üyelerine ayda ikiden fazla olmamak üzere her toplantı için (3000) gösterge rakamının geçmeyecek şekilde Kurum Yönetim Kurulunca belirlenecek gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir. Denetim Kurulu üyelerine ise ayda otuz işgücü yetiştirme kursunu geçmemek üzere denetlenen kurs başına (300) gösterge rakamını geçmeyecek şekilde Kurum Yönetim Kurulunca belirlenecek gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden denetim ücreti ödenir. Bu ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Birden fazla kurul üyesi olanlar bu ödemelerin en fazla birinden yararlanır.”

MADDE 10- 29/1/2004 tarihli ve 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2009” ibaresi “31/12/2012” şeklinde ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “31/12/2004 tarihine kadar tamamlananlar için 31/12/2009” ibaresi “31/12/2004 tarihine kadar tamamlananlar için münhasıran 4 üncü maddenin uygulaması açısından 31/12/2012” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 11- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 26- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalı ve hak sahiplerine;

a) 2010 yılı başından önce bağlanmış gelir ve aylık tutarları, dosya bazında ödenmesi gereken miktar esas alınmak kaydıyla;

1) 2010 yılı Ocak ödeme döneminden geçerli olmak üzere 60 TL tutarında artırılır. Ancak, bu artış tutarının 55 inci madde gereğince yapılması gereken artış tutarından az olması halinde 55 inci maddeye göre artırılarak ödenir.

2) 2010 yılı Temmuz ödeme döneminden geçerli olmak üzere, 55 inci maddeye göre 2010 yılı Temmuz ayı ödeme dönemine ait artış oranında artırılarak ödenir.

b) 2010 yılında bağlanacak malullük, yaşlılık veya ölüm aylıklarının 27 nci, 29 uncu,    33 üncü ve geçici 2 nci maddelere göre 2010 yılı Ocak ayı itibarıyla hesaplanan aylık tutarları, (a) bendinde belirtilen şekilde artırılarak ödenir.

c) İş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan gelirlere esas günlük kazanç hesabına giren;

1) Son takvim ayı 2010 yılının birinci yarısına ait olanlara bağlanacak gelirler birinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendine göre,

2) Son takvim ayı 2010 yılının ikinci yarısına ait olanlara bağlanacak gelirler sadece birinci fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine göre,

artırılarak ödenir.

d) Birinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendine göre yapılacak artış tutarı;

1) İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranında,

2) Ölüm dosyalarında hak sahiplerinin hisseleri oranında,

3) Yabancı ülkelerle akdedilen sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca kısmi gelir veya aylık alanlara, ülkemiz mevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme gün sayılarının, sosyal güvenlik sözleşmesine göre nazara alınan toplam prim ödeme gün sayısına olan oranına göre,

uygulanır.

e) Birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şekilde artırılan gelir ve aylıklar, 2010 yılında bu maddede belirtilen artışlar dışında 55 inci maddeye göre ayrıca artırılmaz.”

MADDE 12- 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına olan borçlarına” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü,  3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun geçici 5 inci maddeleri kapsamında uzlaşma sağlanmış borçları ile bu maddeler kapsamındaki kuruluşlara olan ve 31/12/2006 tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ve uzlaşma sağlanmamış olan borçlarına” ibaresi eklenmiş, dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“(4) Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki borçlardan 1/3/2010 tarihinden önce doğmuş olanlar için yapılacak kesintilerin genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden, il özel idareleri ve belediyeler adına aylık olarak ayrılacak tutara oranı, yüzde 40’ı aşamaz.

(5) Yapılacak kesintilerin oranlarını; alacakların nev’ine, alacaklı kuruluşlara, borçlu kuruluşların belirlenecek kriterler çerçevesinde borç ödeme kapasitelerine göre gruplandırmak suretiyle ayrı ayrı veya topluca tespit etmeye, kesinti ve mahsup işlemlerine ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

MADDE 13- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici    5 inci maddesi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun geçici 6 ncı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1- Türkiye İş Kurumu tarafından, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca sigortalı işsizlere 1/10/2008 ila 1/9/2009 tarihleri arasında yapılan işsizlik ödeneği ödemeleri üzerinden damga vergisi alınmaz, bu ödemeler ile ilgili tarh veya tahakkuk etmiş olan vergi, vergi cezası ve gecikme faizi ile gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilir. Ancak, tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.

GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (8) sayılı tarifenin “XI- Finansal faaliyet harçları” bölümünün (1) numaralı bendinde yapılan değişiklik 2010 yılında tahakkuk ettirilmiş harçlar için de uygulanır ve aradaki farka isabet eden harç tutarı bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tahakkuk ettirilmiş sayılarak bir ay içinde ödenir. Bu suretle harca tabi tutulan belgelerden 2010 yılı için ayrıca yıllık harç aranmaz.

Serbest bölgelerde faaliyet göstermek üzere kurulan bankalar ve açılan yabancı banka şubelerine ilişkin belgeler ile bankaların, serbest bölgelerdekiler de dâhil olmak üzere, açılan şubelerine ait belgelere ilişkin yıllık harçlar 2010 yılı için bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tahakkuk ettirilmiş sayılarak bir ay içinde ödenir.

MADDE 14- Bu Kanunun;

a) 6 ncı ve  11 inci maddeleri 1/1/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 15- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 

 

 

Categories: Çalışma Hukuku

Çalışma Hayatına Yeni Yasal Düzenleme

20 Kasım 2010 Yorum yapın

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında düzenlediği basın toplantısında, çalışma hayatı ve istihdam ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde yapmayı planladıkları yasal değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Çalışma hayatının kalitesini arttırmaya, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmaya ve yurttaşlara yönelik hizmetlerde daha etkin ve kaliteli bir yapı oluşturmaya gayret ettiklerini belirten Dinçer, halk odaklı bir yönetim yapısı oluşturmak için yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi. Sosyal güvenlik sistemini daha etkinleştirmeyi sağlayacak düzenlemelere ve sahipsiz vatandaşların sorunlarını çözmeye yönelik oldukça önemli değişiklikler yapacaklarını bildiren Dinçer, hükümetin daha önce aldığı kararla işverenlerin sosyal güvenlik birimlerinde maliyeti azaltmak amacıyla 5 puanlık bir indirim sağladığını, bu düzenlemenin yaklaşık 4 yıldır uygulandığını hatırlattı.

Bugüne kadar bu düzenleme sebebiyle hazinenin, 5 milyar TL’den daha fazla katkı sağladığını, ancak bu indirimle uygulanan istihdamı arttırmaya yönelik teşvikler arasında bazı sorunların ortaya çıktığını ifade ederek, şöyle devam etti: ”Bu sorunlardan önemlilerinin bir kısmı şöyleydi. Gençlerin, kadınların ve özürlülerin teşviklerinde herhangi bir işveren 5 puanlık indirimden yararlanıyorsa, ikinci kez onlardan yararlanma imkanına sahip olamıyordu. Bu açıdan şimdi yeni bir düzenleme yapıyoruz. 5 puanlık indirimi bütün işverenlere uygulamış olmamız sebebiyle, bunu teşvik olarak algılamaktan vazgeçiyoruz. Herhangi bir düzenlemeyi herkese yönelik yapıyorsanız o zaman bu zaten teşvik mantığından ve felsefesinden uzaklaşıyor. Bu açıdan bakıldığında biz gençlerimizin ve kadınlarımızın istihdamda teşvik edilmesini öne çıkarıyor ve önemsiyoruz. Böylece biz hem gençlerimizdeki işsizlik oranının azaltılması, kadınlarımızın istihdam oranlarının arttırılması amacıyla herhangi bir işverenimiz 5 puandan yararlanmış olsa bile bir kadınımızı hangi yaşta olursa olsun işe alırsa veya 19-29 yaş arasındaki bir gencimizi ilk defa işe alırsa, teşvikten yararlanabileceği bir düzenleme yapıyoruz.”

Teşvik sisteminin daha önceden 5 yıllık bir süreyi kapsadığını, ilk yıl yüzde 100 olmak üzere 5 yıllık süreyle giderek azalan oranlarda uygulandığını, bunda da çeşitli uygulama sorunlarının ortaya çıktığını dile getiren Dinçer, ”Teşvik sistemini yüzde 100′e çıkardık. Herhangi bir kadınımız ya da gencimiz ilk defa istihdam ediliyorlarsa, işverenin ödeyeceği sosyal güvenlik priminin yüzde 100′ünü, ama sadece üç yıl süreyle indirime tabi tutacağız. Daha önceden 5 yıl süreyleydi. Artık bundan sonra sadece 3 yıl süreyle, ama üç yılda yüzde 100 olmak üzere uygulama yapacağız” dedi. Bakan Dinçer, İş-Kur kurslarını bitirenlerin de istihdam edilmeleri halinde prim teşvikinden yararlanmalarının mümkün olacağını bildirdi.

Cumhuriyet

Categories: Çalışma Hukuku

Asgari Ücret Zammı…

29 Ekim 2010 Yorum yapın

Asgari ücretler 2011 Ocak’ta %4, 2011 Temmuzda da %4 zamlanacak. Şu anda net 599 lira olan asgari ücret ocakta 623 liraya yükselecek.

2011′de asgari ücretliler için öngörülen zam oranı, Resmi Gazete’nin 2011 makro hedeflerinin anlatıldığı dünkü mükerrer sayısında yer aldı.

“2011 yılı hedefleri” başlığındaki açıklamada şunlar kaydedildi:

Asgari ücretin 2011 yılı Ocak ve Temmuz aylarının her birinde yüzde 4 oranında artırılması öngörülmüştür. Devredilen SSK ve Devredilen Bağ-Kur emeklileri açısından, 2011 yılı Ocak ayında yüzde 4′e tekabül eden artış miktarı 60 TL’nin altında olan emekli aylıklarının 60 TL, diğer emekli aylıklarının yüzde 4; Temmuz ayında ise tüm emekli aylıklarının yüzde 4 oranında artırılması öngörülmüştür.

http://www.internethaber.com/asgari-ucrete-yapilacak-zam-orani-306556h.htm#ixzz13l7hPUDf

Categories: Çalışma Hukuku

Sudan Sebeplerle Atıldılar

10 Ekim 2010 Yorum yapın

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (Kardemir AŞ) işçileri, 2010 Türkiye’sinde “akıl almaz gerekçelerle”işten atılıyor. Kardemir AŞ yönetimi tarafından iş akitleri feshedilen işçilere gönderilen yazılarda suç teşkil eden eylemler, “otobüslere binmeyerek toplu halde yürüyüş yapmak, yemek yememek, işyerinde arkadaşlarına sataşmak ve diğer eylemler” olarak sıralanıyor. Türk Metal Sendikası Karabük Bölge Temsilcisi Şahin Dikilitaş, işçilerin Hak-İş’e bağlı Çelik-İş’ten sendikalarına geçiş yaptıkları için çıkarıldığını savunurken; Kardemir yönetimi işçilerin, “sendikal mücadeleyi bahane ederek iş disiplinini bozduklarını” iddia ediyor, işten çıkarmaların süreceğini bildiriyor.

Aylardır işten çıkarmaların sürdüğü Kardemir AŞ’de en son iki hafta önce 23 Eylül 2010 tarihinde işten atılan Musa Yurdabakan ve Metin Öztürk adlı işçilere gönderilen tebliğlerde “aynı ifadeler” göze çarpıyor. İş akitlerinin feshiyle ilgili Yurdabakan ve Öztürk’e gönderilen ve Kardemir AŞ Genel Müdürü Fadıl Demirel’in vekili Metin Altan’ın imzasını taşıyan yazılara şöyle başlanıyor: “14 Haziran 2010 tarih ve 7 No’lu tamim ile otobüslere binmeyerek toplu halde yürüyüş yapmak, yemek yememek, işyerinde arkadaşlarına sataşmak ve diğer eylemlerin suç teşkil ettiğinin, bu eylemlere katılan ve teşvik edenlere gerekli disiplin uygulanacağı genel müdürlük makamınca tamimle duyurulmuştur.”

Genelgenin yayımlandığı gün suç işledi!

Bu bölümden sonra Metin Öztürk’e gönderilen bildirim şöyle devam ediyor: “Ancak, şahsınızın, 14 Haziran 2010 ve 18 Haziran 2010 tarihlerinde meydana gelen olaylara katılarak, işyeri disipsiline aykırı fiil ve hareketlerde bulunduğunuz tespit edilmiş, savunmanız alınmış ve yetersiz bulunmuştur. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II Maddesi hükmü ile İşyeri Disiplin Yönetmeliği’nin 14, 13, ve 15. maddeleri hükmü uyarınca iş akdinizin 22 Eylül 2010 tarihi itibarıyla fesheedilmesine karar verilmiştir.”

Burada Kardemir işçisi Öztürk’e gönderilen yazıda “iki tarih” dikkat çekiyor. Birisi Kardemir AŞ’nin yayımladığı genelgenin tarihi, diğeri de işçinin işlediği öne sürülen suçun tarihi. İkisi de, “14 Haziran 2010” olarak karşımıza çıkıyor. Yurdabakan’a gönderilen tebliğde ise suç tarihleri 18 Haziran 2010 (Öztürk’le aynı gün), 3 Temmuz 2010 ve 5 Temmuz 2010 olarak sıralanıyor.

‘İşten çıkarmalar sürecek’

Kardemir AŞ: Şirketimizde yapılan modernizasyon çalışmaları, yapılmakta olan yeni yatırımlar ile verimliliğin ve eğitim seviyesinin arttırılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, vasıflı eleman ihtiyacı hasıl olmuştur. Buna istinaden Temmuz 2010 tarihinden başlayarak eleman alınmış ve Kardemir AŞ’nin eleman istihdam politikalarına uygun olmayan verim ve disiplin sorunu olan bazı personelin iş akitleri feshedilmiş ve feshedilecektir.

‘Açlığa mahkûm ediliyorlar’

Türk Metal Sendikası Karabük Bölge Temsilcisi Şahin Dikilitaş: Kardemir işçisi, 9 Haziran’da Karabük’e gelen Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak’ın çağrısı üzerine sendikamıza adeta akın etti. 2 bin 100’ün üzerinde işçi sendikaya 3 gün içinde üye oldu. Kayıtların başlamasının ardından fabrika içinde Türk Metal Sendikası’na üye olan işçilere akıl almaz baskılar, tehditler uygulanmaya başlandı. 29 işçinin hesabı kesildi, yine 27 arkadaşımız yasal olmadığı halde ücretsiz izne çıkarıldı. İşçi arkadaşlarımızın önüne ücretsiz izin kâğıtları konularak ‘Ya üye olduğun sendikadan istifa edersin ya da işinden olursun’ tehdidi yapılıyor. Çelik-İş bu yetki mücadelesinden sonra sendikacılığı emekçi işçilere dayanarak mı yapacak, işverenin ve siyasi iktidarın ağzının içini gözetleyerek mi? Sendika seçme hakkı anayasal bir hak. Burada çalışanların anayasal hakları gasp ediliyor, insanlar açlığa mahkûm ediliyor. Kardemir’de ne anayasa var, ne hukuk var, ne de insan hakları var.

Cumhuriyet

Categories: Çalışma Hukuku

Genel Sağlık Sigortası “Hak Kayıplarını Artırdı” İddiası

04 Ekim 2010 Yorum yapın

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Genel Sağlık Sigortası uygulamasının ikinci yılını doldurması dolayısıyla ortak bir basın açıklaması yaptı.

GSS’nin 1 Ekim 2008′de yürürlüğe girmesiyle birlikte sigortalılar için hak kayıpları döneminin başladığının savunulduğu açıklamada, “GSS Kanunu 2006′da TBMM’de kabul edildiğinde hekim ve diş hekimi muayenelerinde alınacak katılım payı 2 TL olarak belirlenmişti. Ancak 2008′de yapılan düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na(SGK) muayene ücretlerini beş katına kadar arttırma yetkisi verilmişti” denildi.

“Düzenleme yargıdan döndü ama SGK uygulamadan vazgeçmeli”

SGK’nın, daha uygulamanın ilk gününde bu yetkisini kullanarak muayene ücretlerini devlet hastaneleri için 3 TL, eğitim hastaneleri için 4 TL, üniversite hastaneleri için 6 TL, özel hastaneler için 10 TL’ye çıkardığını ifade eden sivil toplum örgütleri, açıklamalarında “Bu düzenlemenin yargıdan dönmesine rağmen SGK ısrarından vazgeçmedi. Bu arada, 10 Temmuz 2009 tarihinde yapılan yasal düzenlemeyle SGK’nın muayene ücretlerini arttırma yetkisi on katına çıkarıldı. 2009′da yapılan yeni düzenlemeyle muayene ücretleri birinci basamak sağlık kurumlarında 2 TL, devlet hastanelerinde 8 TL, özel hastanelerde 15 TL olarak belirlendi. Birinci basamaktaki muayene ücretleri yargı kararıyla iptal edilmekle birlikte diğerlerinin uygulanmasına devam ediliyor” ifadelerini kullandı.

“Yeşil kartlılar bile bu ücreti ödüyor”

Daha önce muayene için hiçbir ücret ödemeyen SSK’lı aktif çalışanlar, yeşil kartlılar, kamu çalışanları ve emeklileri ile aile bireylerinin de şimdi bu ücretleri ödemek zorunda bırakıldığının ifade edildiği açıklamada, “Özel hastanelere müracaat eden genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları bütün vatandaşlar için 2009 yılında yüzde otuz olarak uygulanan ilave ücretin tavanı 2010 yılbaşından itibaren kademeli olarak yüzde 70′e yükseltildi” denildi.

Özel hastanelerin beş sınıfa ayrıldığını ve hastalardan bulundukları sınıfa göre yüzde 30′dan başlayıp yüzde 70′e kadar ilave ücret alma hakkının tanındığını ifade ettikleri açıklamada, “Böylece aslında SGK’lı vatandaşlar devlet tarafından ödeme güçlerine göre sınıflandırılmış oldu. Özel hastaneye yüzde 70 ilave ödeme gücü olanlar A sınıfı, yüzde 60 ödeme gücü olanlar B sınıfı, yüzde 50 ödeme gücü olanlar C sınıfı, yüzde 40 ödeme gücü olanlar D sınıfı, yüzde 30 ödeme gücü olanlar E sınıfı hasta-yurttaş olarak tasnif edildi” denildi.

Yeşil kartlıların sisteme geçiş süresi doldu

GSS Kanunu’nda, yeşil kart kapsamındaki yurttaşlar açısından öngörülen iki yıllık geçiş sürecinin dün itibariyle dolduğunun hatırlatıldığı açıklamada, bu durumda GSS primi ödeyemeyen vatandaşların gelir testi yaptırıp prim ödemeye başlamadıkları takdirde bugünden itibaren sağlık hizmeti alamamak tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.

“SGK Başkanı Emin Zararsız’ın TBMM açıldıktan sonra yapılacak yasal bir değişiklikle uygulamanın 2012 yılına ertelenme niyetini açıklaması tehlikeyi ortadan kaldırmamaktadır” denilen açıklamada, “Öncelikle belirtmek gerekir ki; SGK Başkanı’nın bugün karşılaşılan durum ve erteleme için gösterdiği unutkanlık gerekçesi gerçeği yansıtmamaktadır ve inandırıcılıktan tamamen uzaktır” denildi.

“Milyonlarca yurttaşın sağlık sisteminden dışlanması söz konusu”

Sivil Toplum Örgütleri yaptıkları ortak açıklamada, “Herkesin sağlık güvencesi kapsamına alacağı iddiasıyla TBMM’den geçirilen GSS’nin daha ikinci yılı tamamlandığında gerçekler ortaya çıkmıştır. Sağlık hakkını prim ödeme zorunluluğuna bağlayan GSS sisteminin bütün hükümleriyle uygulanmaya başlandığında milyonlarca yurttaş sistemden dışlanması ve sağlık hakkından mahrum kalması gündemdedir” denildi. Açıklamaya şöyle devam edildi:
“Tam da bu nedenle GSS’nin devrim olduğu şeklindeki gerçek dışı propagandalarla oy toplayanlar şimdilerde vatandaşlardan gelecek tepkilerden korkarak uygulamayı seçim sonrasına ertelemek zorunda kalmışlardır.

Öte yandan GSS’nin ilk iki yıllık uygulanmasında doğan hak kayıpları ve bugün geldiği aşama, emek ve meslek örgütlerinin ve emek dostu örgütlerin GSS’ye karşı çıkmalarının ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.”

Cumhuriyet

Categories: Çalışma Hukuku