Yeni Kitaplar

Tekel Eylemine Kenar Notları

Gamze Yılmaz-Seray Kumlu

Phoenix Yayınları – 2011

Ayazıyla ünlü Ankara, 2009 senesinin Aralık ayının tam ortasında, AKP hükümetinin uygulamaya geçirmek istediği 4/C uygulamalarına direnen Tekel işçilerinin eylemlerine uyandı. Biber gazlı, coplu polis müdahaleleriyle sinmeyen işçilerin hak ve ekmek mücadelesi, Sakarya Caddesi’nde kurdukları çadırlara yerleşmeleri sonucunda yeni bir boyut kazandı. Çadırların kurulmasından itibaren eylemin boyut değiştirmesiyle hem işçilerin kendi aralarında hem de kendilerini ziyaret edenlerle yoğun bir iletişim başladı. Bu yoğun iletişim süreci, her iki taraf için de öğretici bir süreç oldu. Elinizdeki kitap, bu saikle işçileri ziyaret eden bir grup siyaset bilimi yüksek lisans ve doktora öğrencisinin, kafalarında oluşan sorulara cevap arama, bulduğu cevapları başkalarıyla paylaşma çabası sonucu ortaya çıktı. Mülakat tekniğine başvurularak işçilerle yapılan görüşmelerde, direnişin başladığı günden görüşmelerin yapıldığı güne kadarki süreç, bu sürecin onlarda bıraktığı etki ve yol açtığı değişim gözlendi. Yapılan anket görüşmelerinde ise işçilerin eyleme nasıl geldikleri, eylemin nasıl örgütlendiği, işçilerin dünyaya nasıl baktıkları ve bu bakışta Tekel eyleminin etkilerinin hangi ölçekte olduğu anlaşılmaya çalışıldı.

 ♣♣♣

Türkiye’de Üniversite ve Siyaset

Ali Arslan

Paraf Yayınları – Mayıs 2011

- Üniversiteler politik araç olarak kullanılmamalıdır.

- Üniversiteler, siyasi bir görüş veya ideolojik bir yaklaşımdan uzak mevcudiyetlerinin ruhuna uygun olarak ilmi bir duruş sergilemelidir.

- Üniversiteler arasında ahenk, uyum ve denklik sağlayacak bir üst kurumun varlığı kaçınılmazdır.

- Aynı diplomayı alanlar arasında yetişme bakımından yaşanan ciddi problemlerin çözümü YÖK’ün görevlerinin başında yer almalıdır.

- Üniversitelere yeterli sayıda akademisyen bulunmadan öğrenci alınmamalı, alınmışsa öğretim üyesi ihtiyacı bir an önce karşılanmalıdır.

- Bölümler, Türkiye’de ve dünyada duyulan ihtiyaca göre açılmalı, açılanlar yeniden düzenlenmeli, bazıları verimli hale dönüştürülmedir.

- Üniversitelere zaten yetersiz olarak verilen kaynaklar verimli şekilde kullanılmalıdır.

- Üniversitelere verilecek özerklikle, YÖK’ün yetersiz denetimi yerine yerinden denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.

- Rektörlük seçimleri Türkiye’nin gündeminden düşmeli, yapılacak düzenlemeyle gerekiyorsa iki turlu seçimle en çok oy alan rektör atanmalıdır.

- Öğretim üyesi yetiştirmedeki veya akademik terfilerdeki kıstaslar bütün üniversitelerde eşit şekilde uygulanmalıdır.

- Az da olsa mevcut olan ve “ilmi despotizm” olarak adlandırılan tavırlara karşı genç ve yetişme aşamasındaki öğretim üyelerini koruyacak bir sistem oluşturulmalıdır.

- Yüksek lisans ve doktora çalışmalarında üniversiteler arasındaki denkliğe dikkat edilmedir.

- Üniversiteye giriş sınavında öğrenciler bilgi deposu-ezberci noktasından değil zeka yönünden sınava tabi tutulmalıdır.

- Üniversitedeki eğitim-öğretim sistemi, eskilerin tabiriyle takrir yani bilgi aktarma usulü tarzında değil, pratiğe yönelik, yani üretime yönelik olarak yapılmalıdır.

- Öğrencilerin örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalı ve kuracakları derneklerin ilmi ve kültürel boyutta kalması için tedbirler alınmalıdır.

♣♣♣

Kamu Yönetimi Üzerine İncelemeler

Nagehan Talat Arslan

Alfa Aktüel Yayınları – Mart 2011

- Küreselleşme Olgusu ve Yönetişim Kavramı Üzerine Bir Değerlendirme

- Kamu Yönetiminde Yaşanan Değişim ve Mülki İdare Sisteminin Geleceği

- Kâr Amaçsız Örgütler ve Stratejik Yönetim

- Türk Yönetim Geleneğinde Değişim: “Siyaset Odaklı” Bürokrasiden “Kamu Politikası Odaklı” Bürokrasiye

- Osmanlı’da Yöneten-Yönetilen İlişkisi Kavramsallaştırma ve Tarihsel Analiz

-Postbürokratik Kamu Yönetimi

- Yerel Yönetimlerde Yeniden Düzenleme Çabaları ve Büyükşehir Belediyeleri

- Sivil Toplum ve Yerel Yönetimler

- Kamu Yönetimi Alanında Krizler ve Türkiye’de Kriz Yönetimi Süreci

- Yönetim, Çevre ve Etik Hakkında Bir Değerlendirme

- İç Denetim ve Türkiye’deki İç Denetçilik Sisteminin İncelenmesi

- Yüksek Öğrenim Anlayış ve Yönetim Yaklaşımlarında Değişim

- Türkiye’de Çevre Politikalarının Oluşumunda Çevreci Baskı Gruplarının Rolü ve Önemi
♣♣♣

Ortaçağ Tarihi

İzzet Çıvgın

Maya Akademik Yayınları – Şubat 2011

Bu kitap, Ortaçağ Tarihi hakkında bilgilenmek isteyen okura dönemin temel karakteristiklerini tanıtmayı amaçlamaktadır. Kitabın merkezinde Akdeniz Havzası ve onun yarattığı uygarlıklar duruyor.

Dönem, üç ana coğrafya etrafında yansıtılmaya çalışılmıştır. Avrupa, Bizans dünyası ve İslam’la yoğrulmuş Ortadoğu. Amacımız Akdeniz uygarlıkları çerçevesinde Ortaçağ halklarının ekonomik, toplumsal, siyasal, hukuksal ve dinsel gerçeklerini olabildiğince kapsamlı biçimde anlatmaktır.

Çalışmada farklı dönemler ve coğrafyalar hep birbirinin içine girmiştir. Buradaki amaç, okuru tarihin sürekliliği ve uygarlıklar arasındaki geçişlilikler üzerine düşünmeye davet etmektir.

♣♣♣

İktisadi Düşünce Tarihi

Neşe Erim

Umuttepe Yayınları – Şubat 2011

“İktisadi düşünce tarihi yazarları” her şeyden önce, bazı seçicilik ilkelerine sahip olmalıdır. Geçen 200 küsur yılda yüzlerce iktisat düşünürü, iktisadi kuram ve kapitalizm üzerine binlerce kitap yazdı. Bu nedenle çağdaş entelektüel tarihçi, en önemli düşünürlerin en önemli fikirlerini, bir kitaplık alanda ancak sınırlı sayıda sunabilir. Örneğin Galbraith de iktisat düşüncesini analiz ettiği kitabında, böyle bir seçicilik yaptığını şu sözlerle dile getirmiş: “Öyküye ilginç bir tat katacağını bilirsem, iktisadi düşüncenin gelişiminin yüzeysel ayrıntılarına bazen karşı çıkmam. Ancak, esasen, özgül bir yazara, okul ya da zamana ait temel fikir ve fikirleri ayırmak ve vurgulamak ve her şeyden çok zamanımızda süregelen ve modern bir yansıması olan fikirlere yoğunlaşmak düşüncesindeyim. Ana akım üzerinde olup da bu akımın yönünü büyük ölçüde değiştiremeyecek herhangi ciddi bir çalışma gibi, geçici olanı elden geldiğince görmezden gelmeye çalışıyorum.”

Ünlü iktisatçılar, İngilizce konuşulan dünyada yaşamanın ve bu dilde yazılmış onlarca iktisadi düşünce kitabının bulunmasının verdiği bir rahatlık içindedirler. Bu nedenle kendi gönüllerince, önemsedikleri konulara daha fazla vurgu yaparak yazabilirler. Dünyadaki iktisadi düşünce tarihi literatürünün zenginliğinden yararlanarak, Türk iktisatçıları tarafından yazılan iktisadi düşünce tarihi kitapları da, sayıları fazla olmamakla birlikte bu alana katkı sağlayacak niteliktedir.

♣♣♣

İktisadın Unuttuğu İnsan

Ester Biton Ruben

Bağlam Yayıncılık – Şubat 2011

Günümüzün modern kapitalist yaşam tarzı, dünyanın pek çok yerinde gelir düzeyini ve konforu arttırsa da insanlar her zamankinden daha kaygılı, daha öfkeli, daha güvensiz ve daha huzursuz. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde depresyon ve intihar oranlarında patlamalar yaşanıyor. İnsan her zamankinden daha yalnız. Bu kitap bu sorunu ele alıyor. Asıl sorunun kapitalist sistemin insana bakış açısında olduğundan hareketle, bu bakış açısının doğurduğu sonuçların insanların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini ve daha insani bir bakış açısının, insanları daha mutlu edecek farklı bir dünyayı mümkün kılacağını savunuyor.

♣♣♣

Germinal

Emile Zola

Can Yayınları – Şubat 2011

1860′larda Fransa’nın kuzeyinde maden işçileri, çetin koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Çalıştıkları ocaklarda her an iç içe oldukları göçük ya da grizu patlaması tehlikesinin yanı sıra, açlık ve sefaletle boğuşup dururlar. Son çare olarak gördükleri grev onlar için kaçınılmazdır artık. Her şeyi göze almaya hazırdırlar, içlerinde filizlenen umut en büyük destekçileridir. Ne yazık ki direnişleri acımasızca bastırılır. Şimdi geride sadece ölüm, kan, gözyaşı ve yok olan hayaller kalmıştır.

Germinal dünya edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri. İnsanların çektiği büyük acıyı son derece gerçekçi ve evrensel olduğu kadar etkileyici bir dille de kaleme alan Zola, bu romanıyla adeta bir destan yaratmış.

Her satırında okuru duygudan duyguya sürükleyen, kâh yüreğini burkan, kâh öfkelendiren, kâh umutlandıran, soluk soluğa okunacak bir eser.

♣♣♣

Dünden Bugüne Türkiye’nin Toplumsal Yapısı

Kolektif

Dora Basım Yayın – Şubat 2011

Kitap, tarihsel süreç içerisinde Türkiye’nin toplumsal yapısını değişik boyutlarıyla yansıtmayı amaçlamaktadır. Kitapta, toplumsal yapının kavramsal çerçevesi; Osmanlı toplumsal yapısının ana hatları; Osmanlıda başlayıp Cumhuriyet sürecinde de devam eden modernleşme çabaları, bu çabaların sorunları ve özellikleri; Atatürk İnkılaplarının toplumsal etkileri; Türkiye’de siyaset ve bürokrasinin nitelikleri; ekonomi, çalışma hayatı ve bunların Türkiye’nin toplumsal yapısına etkileri; tarihsel süreç içerisinde Türkiye’de kentleşme, eğitim aile ve gençlik konuları; uluslararası ilişkiler ve küresel gelişmelerin Türkiye’nin toplumsal yapısına etkileri ayrıntılı olarak incelenmektedir.

“Dünden Bugüne Türkiye’nin Toplumsal Yapısı” isimli bu çalışma, bütünlüklü bir bakış açısıyla sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yansımalarıyla Türkiye’nin toplumsal yapısını derinlemesine inceleyen makalelerden oluşmaktadır. Bu çerçevede kitap, aşağıda isimleri verilen alanında nitelikli çalışmaları bulunan akademisyenlerin, makale ve katkılarından oluşmaktadır.

İhsan Sezal
Sibel Kalaycıoğlu
Ahmet Tabakoğlu
Fatma Acun
Celalettin Vatandaş
İbrahim Kaya
İlbeyi Özer
Erdoğan Günal
M. Emin Köktaş
Muhittin Tataroğlu
Ahmet Gökçen
Yusuf Alper
İnan Özer
Doğan Bıçkı
Osman Konuk
Abdurrahman Kurt
Vehbi Bayhan
G. Demet Lüküslü
İdris Bal
Veysel Bozkurt
Şenol Baştürk
Memet Zencirkıran
Aysen Tokol

İçindekiler

Sunuş
-İhsan Sezal-

Toplumsal Yapı: Kavramsal Arka Plan

Toplumsal Yapı: Toplumsal Kurumlar, Gruplar ve Toplumsal Değişme
-Sibel Kalaycıoğlu-

Osmanlı Mirası

Osmanlı İçtimai Yapısının Ana Hatları
-Ahmet Tabakoğlu-

Değişme ve Süreklilik: Osmanlı’nın Torunları Cumhuriyet’in Çocukları
-Fatma Acun-

Modernleşme Çabaları ve Atatürk İnkılapları

Kapsam ve Yöntem Açısından Türk Modernleşmesi
-Celalettin Vatandaş-

Geç Modernlikler Çerçevesinde Türk Modernlik Deneyimi

-İbrahim Kaya-

Cumhuriyet Döneminde Devrimler, Toplumsal Yaşama Etkileri ve Gündelik Hayat
-İlbeyi Özer-

Siyaset ve Bürokrasi

Türkiye’de Siyaset ve Demokrasi
-Erdoğan Günal-

Türkiye’de Din ve Siyaset: Demokratikleşme Sürecinin Bir Problem Alanı
-M. Emin Köktaş-

Cumhuriyetten Günümüze Türk Bürokrasisi
-Muhittin Tataroğlu-

Ekonomi ve Çalışma Hayatı

Cumhuriyetten Günümüze Türkiye’de İktisat Politikaları ve Ekonomik Gelişme
-Ahmet Gökçen-

Cumhuriyetten Günümüze Türk Sosyal Güvenlik Sistemi
-Yusuf Alper-

Kentleşme

Türkiye’de Kent, Kentleşme ve Kentsel Değişme
-İnan Özer-

Küreselleşme Sürecinde Kentler: Mekansal Yarılma, Yoksulluk ve Türkiye
-Doğan Bıçkı-

Eğitim

Bir Sorun ve Çözüm Kaynağı Olarak Türk Eğitim Sistemi
-Osman Konuk-

Aile

Dünden Bugüne Türk Ailesi
-Abdurrahman Kurt-

Gençlik

Türkiye’de Gençlik: Sorunlar, Değerler ve Değişimler
-Vehbi Bayhan-

1980 Sonrası Türkiye Gençliği ve Yeni Bir Siyasi Duruş Olarak Apolitizim
-G. Demet Lüküslü-

Uluslararası İlişkiler, Küresel Etkiler Ve Türkiye

Türk Dış Politikasının Ana Hatları
-İdris Bal-

Bilgi Toplumu ve Türkiye
-Veysel Bozkurt, Şenol Baştürk-

Küresel Sosyal Sorunlar ve Çözüm Arayışları
-Memet Zencirkıran-

Günümüz Türkiye’sinde Sosyal Sorunlar ve Sosyal Politika Uygulamaları
-Aysen Tokol-

♣♣♣

Son Mükellefler

Ereğli Kömür Havzasında Zorunlu Çalıştırma 1940-1947

Murat Kara

Ares Yayınları – Şubat 2011

Ereğli Kömür Havzası, sadece kömürün bulunuşuyla değil, aynı zamanda kömürün işletilmesiyle de önem kazanmıştır. Havzada kömür üretimini arttırmak amacıyla zaman zaman bir takım uygulamalar yapılmıştır. Bunlardan ilki Osmanlı Devleti zamanında, diğeri ise Cumhuriyet Dönemi’ndeki ücretli iş mükellefiyeti uygulamasıdır.

Cumhuriyet dönemindeki 1940-1947 yılları arasını kapsayan bu uygulama yaşayanların dilinden anlatılmaya çalışılmıştır.

Dolayısıyla birinci elden kaynak olarak kabul edeceğimiz bu tanıkların ifadeleri, yaşayan birer tarih ve o dönemin son tanıkları olması bakımından son derece önemlidir.

♣♣♣

Üçüncü Dalga

Üçüncü Dalga

Geç 20. Yüzyılda Demokratikleşme

Samuel P. Huntington

Kilit Yayınevi – Ocak 2011

Üçüncü Dalga: Geç 20. Yüzyılda Demokratikleşme’de akademisyen ve siyasi danışman kimliklerini birlikte kullanan Samuel P. Huntington, dünyada demokratikleşme süreçlerinin aktif bir figürü olarak karşımıza çıkıyor.

Soğuk Savaş’ın son yıllarında otoriter veya totaliter rejimlerin demokratikleşme süreçlerini siyasal, ekonomik, kültürel, sosyo-psikolojik, diplomatik, jeostratejik açılardan inceleyen Huntington, ülkelerin tarihsel birikimlerinin özgürleşmelerinin önüne çıkarttığı engellere ve fırsatlara değiniyor. Dünyadaki ilk iki demokratikleşme dalgasını, ayrıca 1974-1990 dönemini bugün siyasal alanın “temel” değerleri arasında sayılan demokrasi, çoğulculuk, serbest seçimler, insan hakları, erkler ayrımı, piyasa, sivil toplum, adil gelir dağılımı, anti-otoriterizm, şeffaflık, sivil-asker ve din-devlet ilişkileri üzerinden tartışıyor.

Yazar, bu “büyük dönüşüm”ün yerel/küresel etkilerini “saptıyor”, ülkelerin iç dinamiklerini kuran olguları -uluslararası siyasetin yeni bileşenlerini de göz önünde bulundurarak- “yönlendirme”yi hedefliyor. Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika’nın birçok ülkesinin siyasi tarihlerinin özetleriyle zenginleştirilmiş bu akademik çalışmaya, bölüm sonlarındaki “demokratikleştirenlere öğütler” başlıklı bir tür “Machiavellist danışmanlık notları” eşlik ediyor. Üçüncü Dalga’yı okurken, şu sorunun hemen her sayfaya yayıldığını fark ediyoruz: Geçmişte düzenli birer demokratik kamusal alan oluşturamamış, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yaklaşık 30 ülke, “üçüncü demokratikleşme dalgası”nın saptadığı yeni düzenin kuralları çerçevesinde istikrarlı demokrasiler haline gelebilecekler midir?

♣♣♣

Kapitalist Ekonominin Dünya Krizi

Kapitalist Ekonominin Dünya Krizi

Kolektif

Vs Yayınevi – Ocak 2011

Kapitalizmin bütün tarihi, sanayi devriminden başlayarak krizlerle doludur. Her krizi, yavaş yavaş yeniden bir atılım dönemi başlamadan önce, az çok uzun süren gerileme ve duraklama dönemi izler.

Yeniden gelişme, ekonomik patlamaya dönüşerek bir sonraki krize kadar devam eder ve böylece krizler birbirini izleyip gider. Eğer Troçki’nin bir tahlilini yeniden ele alırsak, bu ekonomik devirler “kapitalizmin yaşamında, kan dolaşımının canlı bir varlığın yaşamında oynadığı rolün aynısını oynar”.

Kriz, kapitalist ekonominin ne bozukluğu, ne de hastalığıdır. Aslında kriz, üretim sistemi tarafından yaratılan bütün dengesizliklerin düzenlendiği, benzeri olmayan tek andır.

Ancak, Troçki’nin söylediği gibi “kapitalizmin hızlı geliştiği ilk dönemlerde krizlerin süresi kısa ve düzeysel idi” hâlbuki “yozlaşma döneminde, çok daha uzun sürer ve krizden çıkış uzun sürmediği gibi, yüzeysel olup spekülasyon yoluyla sağlanıyor.”

Mevcut kriz, henüz başlangıç aşamasında olsa ve hiç kimse gelişiminin ne yönde olacağını öngöremezse de, bütün yorumcular bu krizi, 1929 kriziyle kıyaslıyor. Uluslararası durum aynı olmasa, tarih kendisini asla aynı biçimde tekrarlamasa da, günümüz krizini getiren zincirleme olayları, 1929 krizinin ışığında incelemek öğreticidir.

♣♣♣

20. Yüzyılda Marksizm

20. Yüzyılda Marksizm

Daryl Glaser, David M. Walker

Versus Kitap – Ocak 2011

Sosyalizmin güncel sorunlarını dert edinenler için elinizdeki kitap bir hazine. Her bir yazısı, sayfası ya da satırı bizi doğru bilgilerle donattığı ve aydınlattığı için değil. Bir makaleler derlemesinin, hele çok geniş bir yelpazeye yayılmış ve her biri uzmanlık isteyen konular hakkında yazılmış yazıları bir araya getiren derlemelerin bütün yazılarının ne aynı doğrultuda olmaları beklenebilir, ne de aynı kavrayış düzeyinde. Bu kitapta yer alan makaleler arasında da son derecede önemli ve derin hakikatlere değinenler de var, konusunun temel bilgilerini sağlarken okuyucuyu daha derin bilgi arzusuyla başbaşa bırakan da, okuyucusunu ciddi biçimde yanıltan da. Ama bütün eşitsizliğine rağmen, bu kitap Marksizmi ve sosyalizmi ciddiye alan, bunların bugün içinde bulunduğu durumu kavramaya çalışan, buradan ileri doğru nasıl yürünebileceği sorusunu dert edinen insanlar için bir hazine. Çünkü kimini daha iyi tanısak da, kimini çok az bildiğimiz konuları (Afrika Marksizmi hakkında bugüne kadar ne bilirdiniz ki?) en temel verileriyle sunuyor bu kitap. Bize, 20. yüzyıl Marksizminin bugüne, 21. yüzyılın yeni kuşaklarına bıraktığı mirası anlamanın ilk kilometre taşlarını sağlıyor. Bu bakımdan elinizdeki kitabın Türkçe’de bir benzeri olmadığını söylemek mümkündür.

♣♣♣

Kuramsal ve Tarihsel Boyutlarıyla Hak Mücadeleleri 2

Ali Ergin Demirhan, Cloudio Katz, James Petras, Murat Özveri, Yüksel Akkaya

Nota Bene Yayınları – Ocak 2011

Hak kavramı tılsımlıdır; kökleri yöneten-yönetilen ayrımının ilk çıktığı zamanlara uzanır. Tılsım; kavramın adil ve doğru olanı imlemesi ve (hak) sahibine belli bir ölçekte meşruiyet ve egemenlik alanı sunmasıyla ilgilidir. Burjuvazi; 18. yüzyıldan başlayarak hak kavramının bu tılsımını kendi sınıf iktidarını güvenceye alan bir zırh gibi kuşanmıştır. Yeni bin yılın eşiğinde tılsım el değiştiriyor; yönetsel erkin sermaye karakteri küresel çapta üryanlaşırken, zırhtan geriye paslı bir demir yığını kalıyor!

Bu derlemenin konusu, kuramsal, tarihsel ve güncel boyutlarıyla hak mücadeleleridir. Emekçi sınıfların mücadele sathı olarak hak mücadelesi; emeğin yeniden üretiminin meta-dışı alanlarını zapt eden sermaye tahakkümüne karşı hem direnişin hem de kolektivist yeniden inşanın olanaklarını içinde barındırıyor. İşçi sınıfı sosyalizmi bakımından bu kapsam, yaşadığımız tarihsel dönemde güncelin devrimcileşmesi-devrimin güncelleşmesi sarmalında somutlaşıyor. Bu kapsam ve konumlanış içindeki derlemede, sosyalizmin yeniden inşa sürecinde hak mücadelelerinin kritik rolünü açığa çıkartmaya dönük ulusal ve uluslararası katkılara yer veriliyor.

♣♣♣

Kuramsal ve Tarihsel Boyutlarıyla Hak Mücadeleleri 1

Kuramsal ve Tarihsel Boyutlarıyla Hak Mücadeleleri 1

Yasemin Özdek, Samir Amin, Metin Özuğurlu, M. Lebowitz, Korkut Boratav, Ergin Yıldızoğlu

Nota Bene Yayınları – Ocak 2011

Türkiye’de son yıllarda kamuoyunda sık sık gündemine gelen, neoliberal politikalara karşı eğitimden sağlığa, barınmadan suya farklı alanlardaki insanca yaşam mücadelesinin kod adı ‘hak mücadelelerini’ kuramsal, tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alan ilk kitap yayınlandı. Nota Bene Yayınları tarafından iki cilt halinde yayınlanan, hak kavramı ve hak mücadelelerini farklı zaman dilimleri ve farklı coğrafyalardan örneklerle tartışan ‘Kuramsal ve Tarihsel Boyutlarıyla Hak Mücadeleleri’ kitabı, sosyalizmin 1990′larda yaşadığı yenilgiyle sonuçlanan ilk döneminin ardından 21. Yüzyıldaki yeniden inşa sürecinde hak mücadelelerinin önemine vurgu yapıyor. Kitapta, ülkemizde son yıllarda daha çok muhafazakâr referanslarla gündeme gelen hak kavramının aslında neoliberalizmin tüm saldırılarına karşı yoksulların ve emekçilerin mücadeleler sonucu elde ettikleri kazanımlarının savunusu ve yeni bir siyasal-toplumsal sistemin kapı aralayıcısı olduğu ortaya koyuluyor. Kitapta akademisyenlerden politik aktivistlere düşünce üretimi alanının farklı ayaklarında duran yerli, yabancı 29 ismin imzası yer alıyor. Kitabın birinci cildinde makalelerde hak mücadeleleri kuramsal boyutlarıyla ele alınıyor. Kitabın ikinci cildinde ise hak mücadeleleri Latin Amerika’dan Türkiye’ye, Sovyetler Birliği’nden Kıbrıs’a kadar dünyanın hemen her yerinden örneklerle tartışılıyor.

Özgün makaleleriyle birinci ciltte yer alan yazarlar şunlar: Korkut Boratav, Samir Amin, Yasemin Özdek, Metin Özuğurlu, Michael Lebowitz, Ergin Yıldızoğlu, Ali Murat Özdemir, Yalçın Bürkev, Aynur Özuğurlu, Sonay Bayramoğlu, Filiz Zabcı, Çiğdem Çıdamlı, Ersin Vedat Elgür, Umar Karatepe, Ebubekir Aykut, Onur Karahanoğulları, Abdurrahman Aydın.

♣♣♣

Zenginler Dünyamızı Nasıl Mahvediyor

Zenginler Dünyamızı Nasıl Mahvediyor

Herve Kempf

Epos Yayınları – Ocak 2011

Para arsızlığıyla kendinden geçmiş uluslararası bir süper zenginler oligarşisinin ve kıt kaynaklarıyla onları taklit etmeye çalışan uluslararası bir orta sınıfın gözü doymaz gösterişçi tüketim iştahı, yaşlı gezegenimizin âkat sınırını zorluyor. Tanınmış Fransız gazeteci Hervè Kempf’in acil uyarı niteliğindeki bu çalışması, hemen şu anda harekete geçilmediği takdirde (post) modern kapitalist tüketimin ancak ölü ya da en iyimser durumda kötürüm bir dünyada, tüketecek hiçbir şey kalmadığında bir sınır bulabileceğinin kanıtlarını sunuyor. Kapitalist yönetici elitin belki de kasıtlı ve bilinçli bir yıkım planıyla hareket ettiğini ikna edici bir biçimde ileri süren yazar, bu yıkım harekatının en başta biçimsel demokrasi ile temel insan, yurttaş ve işçi haklarının, meşru ve sosyal devlet iddiasının elde kalan son kırıntılarını hedef aldığını gösteriyor. Kempf’e göre karşı karşıya bulunduğumuz yıkım, doğanın ya da maddenin kendi hareket yasalarından kaynaklanan nesnel bir durum olmaktan ziyade, çıkarını bunda bulan bir grubun politik tercihlerinin sonucudur ve politik bir yanıtla karşı konulması gerekmektedir. Yazara göre bu politik yanıt, ancak ekolojiyi dikkate alan bir kitlesel sol hareket ya da solun toplumsal taleplerini içselleştiren bir kitlesel çevreci hareket tarafından verilebilir.

♣♣♣

Sosyoloji

Sosyoloji

Kısa Fakat Eleştirel Bir Giriş

Anthony Giddens

Siyasal Kitabevi – Ocak 2011

Günümüz sosyoloji literatürünün belki de en önemli giriş kitabı. Giddens bu yapıtında, hem toplumsal kuram hem de görgül araştırma alanında, kendisinin de doğrudan katkıda bulunduğu gelişmeler konusundaki tartışmaları, belli bir çerçeve içinde birleştiriyor. Modernleşmeden sanayi toplumuna, sınıfların dönüşümünden modern devlete, kentleşmeden aileye, küreselleşmeden ulus-devletin geleceğine dek uzanan toplumsal kuramdaki var olan sorunlarla ilgili esin kaynağı olabilecek yaklaşımları canlı, çok boyutlu ve eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor.

♣♣♣

Özgünlüğün Politikası

Özgünlüğün Politikası

Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı

Marshall Berman

Sel Yayıncılık – Ocak 2011

Bu, modern yaşamın deneyimlerinden ve gereksinimlerinden doğan yeni bir dilin kitabıdır. Öyküsü, dinamik bir ekonomi, akışkan, açık ve çoğulcu bir yaşamın henüz ortaya çıktığı 18. yüzyıl Paris’inde başlar. Bu paradoksal bir çağın başlangıcıdır: Bastırılmış dürtü ve enerjilerin ortaya çıkışına, insanın beceri ve yetilerinin gelişimine kendine yabancılaşma eşlik eder. Sosyalleşen insan, sosyal rolü tarafından yutulan yurttaşa dönüşür. Benlik, ortaya çıktığı dünyada kaybolur. Burada “ne söyleyeceğini tahmin etmek için insanın karakterini bilmeniz gerekmez, sadece çıkarlarını bilmelisiniz.”

Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor’un yazarı Marshall Berman’ın rehberliğinde bu kez kişisel özgünlük sorununun politikliğini, modern çağda benlik, toplum ve devletin yazgılarının ne kadar sıkı bir şekilde iç içe geçtiklerini, yaşadıkları döneme özgü bir kavrayışla gösteren Montesquieu, Pascal ve Rousseau’nun fikir ve eserleri arasında yolculuğa çıkıyoruz. Günümüz yaşamının paradokslarına ayna tutan bu yolculukta Berman, yabancılaşma ve özgünlük arayışının birbirlerinin içinden nasıl doğduğunu; özgünlük idealinin burjuva “kişisel çıkar” düşüncesiyle nasıl kökten bir karşıtlık içerdiğini ve bu eserlerin Varoluşçuluktan Marksizme, modern psikolojiden 20. yüzyılın politik dönemeçlerine kadar güncel kalan içeriklerini sergiliyor.

♣♣♣

Türkiye'de Tarımsal Kooperatifçilik Düşüncesinin Gelişimi

Türkiye’de Tarımsal Kooperatifçilik Düşüncesinin Gelişimi

Özlem Y. Kocabaş

Libra Yayınları – Aralık 2010

Türkiye’de kooperatifçilik düşüncesi, geçmişten günümüze gelen çeşitli olaylarla ve gelişmelerle hareketlilik ya da durgunluk gösteren bir olgudur. Türkiye’de kooperatifçilik düşüncesinin ve hareketinin gelişiminde, düşünceleriyle ve eserleriyle katkıda bulunan belli başlı isimlerin ele alınmasındaki temel neden, kooperatif düşüncenin gelişme aşamalarını ortaya koymaktır. II. Meşrutiyet yılları geniş ölçüde kooperatifçiliğin tartışıldığı ve uygulandığı bir dönemdir. Cumhuriyet döneminde II. Meşrutiyet yıllarından alınan birikimle kooperatifçilik, yeni bir anlam ve içerik kazanmıştır. Atatürk, Cumhuriyet yıllarında kooperatif harekete desteğini kooperatiflerin bizzat ortağı olarak göstermiş, bu yıllarda hareket, yapılan yasal düzenlemelerle hayat bulmuştur. 1950′li yıllara gelinceye kadar kooperatif düşüncede yaşanan bu hızlı gelişim, daha sonraki yıllarda çıkarılan kanunlarda ve düzenlenen planlarda kendini göstermiştir. Bu kitapta, II. Meşrutiyet yıllarından beri kooperatifçilik konusunda biriken zengin malzeme değerlendirilerek, kooperatifçiliğimizin ilerleme, gelişme süreci ele alınmıştır.

♣♣♣

İş Hukukunda İşverenin Çalışanlara Bilgi Verme ve Danışma Yükümlülüğü

İş Hukukunda İşverenin Çalışanlara Bilgi Verme ve Danışma Yükümlülüğü

Yusuf Yiğit

Beta Basım Yayım – Aralık 2010

Çağdaş iş hukuku anlayışının en önemli uygulamalarından biri de, aynı zamanda işyerlerinde yönetime katılmanın bir görünümü olarak da değerlendirilebilecek olan çalışanlara bilgi verme ve danışma mekanizmalarıdır. Çalışanların kendilerini etkileyen ve işveren tarafından alınan kararlara doğrudan veya temsilcileri aracılığıyla katılması, çalışanların bilgilendirilmesi ve danışma uygulamaları, uluslararası belgelerde önemli bir yer tutmaktır. Çalışanlarn bilgilendirilmesi ve danışma sürecine ilişkin uygulamaların önemli bir bölümü, özellikle 4857 sayılı İş Kanunu ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan Yönetmelikler ile Türk İş Hukuku mevzuatına aktarılmıştır. Çalışma koşulları, iş sağlığı vr güvenliği ve toplu işçi çıkarma gibi konularda kabul edilen bu düzenlemelerin, Türk İş Hukuku açısından Avrupa Birliğine uyum sürecindeki önemi inkar edilemez.

♣♣♣

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. Henüz geridönüş yok.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s