4 Kişilik Ailenin Açlık Sınırı Bin 40 TL

13 Nisan 2012 Yorum yapın

Memur-Sen çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak yaptırdığı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının Mart ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Mart ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 40,7 TL, yoksulluk sınırı ise 2 bin 769,9 TL olarak belirlendi. Rakamlar Şubat ayına kıyaslandığında açlık sınırında yaklaşık 2, yoksulluk sınırında ise 97,7 TL’lik bir düşüş yaşandı.

Mart ayında Şubat’a göre gıda madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.05′lik bir azalış olduğu tespit edildi. Gıda fiyatlarında Şubat ayına göre, göze en çok çarpan değişim, yüzde 14.84 artışla dolmalık biberde oldu. Bunun yanı sıra mandalinada yüzde 12.49, sivri biberde 8.91, ayvada 8.11, tavukta 7.74, maydanozda 7.27 oranlık bir artış yaşandı. Yeşil soğan yüzde 20.24, havuç yüzde 17.09 marul yüzde 15.89, kabakta ise yüzde 15.84 oranında düşüş yaşandı. Mart ayında Şubat ayına göre giyim madde fiyatlarında ortalama yüzde 0.45′lik bir azalış oldu. Buna göre, giyim madde fiyatlarında Şubat ayına göre en çok göze çarpan düşüşler, yüzde 6.06 azalışla çocuk eşofmanı, yüzde 5.69 azalışla kadın çizmesi, yüzde 5.43 azalışla erkek botu, yüzde 5.16 azalışla kadın kazağı, yüzde 4.92 azalışla çocuk botu ve yüzde 4.91 azalışla kadın kabanın da oldu. Giyim maddelerinden en yüksek artışların ise, yüzde 5.20 artışla kadın iç çamaşırı, yüzde 5 artışla kadın eşofmanı, yüzde 3.62 artışla kadın pardösüsü ve yüzde 3.37 artışla erkek ayakkabısında olduğu görüldü.

 Ajanslar

Sendikalar Yasası Komisyonda Kabul Edildi…

17 Mart 2012 Yorum yapın

Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı dün gece TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda kabul edildi. Barajın 1 olduğu tasarıda, işkolu sayısı 21 olarak belirlendi. Noter şartı da kaldırıldı. Ayrıntılar…

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda görüşülen Toplu iş İlişkileri Kanunu Tasarısı, kabul edildi.

Komisyonda tasarının bazı maddeleri üzerinde tekriri müzakere yapıldı. Tasarının toplu iş sözleşmesi yapılmasında yetkiyi düzenleyen maddesinde değişiklik yapıldı. Buna göre,  bir işçi sendikasının işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapması için 2 bin üyesinin bulunması, kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarısından fazlasının, işletmede ise yüzde 40′nın kendi üyesi olması şartı aranacak.

Ayrıca, işletmenin toplu iş sözleşmeleri için işyerlerinin bir bütün olarak dikkate alınması ve yüzde 40 çoğunluğun buna göre hesaplanması şartı da getirildi.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle: Ekonomik ve Sosyal Konseye üye konfederasyonlara bağlı olmayan işçi sendikaları için işkolu barajı yüzde 3 olarak uygulanacak. Bakanlar Kurulu, bu oranı yüzde 3 ile binde 5 arasında değiştirmeye yetkili kılındı.

Tasarıda, işkolları yeniden belirleniyor. Ancak tüm dünyada genel eğilim işkolları sayısının 10′un altına düşmesi ve giderek sanayi ve hizmetler olmak üzere iki ana kategoride toplanmak yönündeyken, yeni yasa Türkiye’de işkolu sayısı hala 21. Oysa daha önceki kimi taslaklarda işkolu sayısı 18′e düşürülmüştü. Kabul edilen tasarıya göre işkolları şunlar: ”Avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık”, ”gıda sanayi”, ”madencilik ve taş ocakları”, ”petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç”, ”dokuma, hazır giyim ve deri”, ”Ağaç ve kağıt”, ”iletişim”, ”basın-yayın ve gazetecilik”, ”banka, finans ve sigorta”, ”ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar”, ”çimento, toprak ve cam”, ”metal”, ”inşaat”, ”enerji”,”taşımacılık”, ”gemi yapımı ve deniz taşımacılığı”, ”liman, ardiye ve antrepoculuk”, ”Sağlık, sosyal hizmetler”, ”Konaklama ve eğlence işleri”, ”Savunma ve güvenlik” ile ”Genel işler” olmak üzere 21 işkolu olacak.

Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti bakanlıkça yapılacak. Bu tespite karşı 15 gün içinde dava açılabilecek. Mahkeme iki ay içinde karar verecek, kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay, iki ay içinde kesin olarak karara bağlayacak.

Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve kaçakçılık suçlarından birinden mahkumiyeti bulunanlar, sendika kurucusu olamayacak.

Sendika kurucusu olmak için o işkolunda çalışma şartı kaldırılıyor.

15 yaşını dolduranlar işçi sendikalarına üye olabilecek. Sendikaya üye olmak serbest olacak. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamayacak. İşçi veya işverenler, aynı işkolunda ve aynı zamanda birden çok sendikaya üye olamayacak. Ancak aynı işkolunda ve aynı zamanda farklı işverenlere ait işyerlerinde çalışan işçiler birden çok sendikaya üye olabilecek.

Bir işyerinde yardımcı işlerde çalışan işçiler de işyerinin girdiği işkolunda kurulu bir sendikaya üye olabilecek.

Sendikaya üyelik, Bakanlıkça sağlanacak elektronik başvuru sistemine, e-devlet kapısı üzerinden üyelik başvurusunda bulunulması ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile e-devlet kapısı üzerinden kazanılacak. Üyelik başvurusu, sendika tarafından 30 gün içinde reddedilmediği takdirde, kabul edilmiş sayılacak. Haklı bir neden gösterilmeden üyelik başvurusu kabul edilmeyenler, bu kararın kendilerine tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili mahkemede dava açabilecek. Mahkemenin kararı kesin olacak. Mahkemenin davacı lehine karar vermesi halinde üyelik, red kararının alındığı tarihte kazanılmış sayılacak.

Üyelik aidatının miktarı kuruluşların tüzüklerinde belirtilen usul ve esaslara göre genel kurul tarafından belirlenecek.

Aidatı kesmeyen veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili işçi sendikasına ödemeyen işveren, bildirim şartı aranmaksızın aidat miktarını bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemekle yükümlü olacak.

Her üye, e-devlet kapısı üzerinden çekilme bildiriminde bulunmak suretiyle üyelikten ayrılabilecek. e-devlet kapısı üzerinden yapılan çekilme bildirimi, elektronik ortamda eşzamanlı olarak Bakanlığa ve sendikaya ulaşacak.

Çekilme, sendikaya bildirim tarihinden itibaren bir ay sonra geçerlilik kazanacak. Çekilenin bir aylık süre içinde başka bir sendikaya üye olması halinde yeni üyelik, bu sürenin bitimi tarihinde kazanılmış sayılacak.

Sendika üyeliğinden çıkarılma kararı, genel kurulca verilecek. Çıkarılma kararına karşı üye otuz gün içinde yetkili mahkemeye itiraz edebilecek.

SGK’dan yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alarak işten ayrılan işçilerin sendika üyeliği sona erecek. Ancak çalışmaya devam edenler ile sendika veya şubelerinin yönetim, denetleme ve disiplin kurallarındaki görevleri sırasında yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alanların üyeliği, görevleri süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam edecek.

İşçi kuruluşu ve şubelerinin organlarında görev almak üyeliği sona erdirmeyecek.

İşçi sendikası üyesinin bir yılı geçmemek üzere işsiz kalması üyeliğini etkilemeyecek.

Herhangi bir askeri ödev nedeniyle silah altına alınan üyenin üyelik ilişkisi, bu süre içinde askıda kalacak.

Kuruluşlar, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası işçi ve işveren kuruluşlarının kurucusu ve üyesi olabilecek.

Uluslararası işçi ve işveren kuruluşları, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de temsilcilik açabilecek ve üst kuruluşlara üye olabilecek.

KKTC’de faaliyet gösteren işçi ve işveren kuruluşları, Türkiye’de kurulu üst kuruluşlara üye olabilecek.

Bir kuruluşun aynı nitelikteki bir kuruluşa katılması halinde, katılan kuruluşun bütün hak, borç, yetki ve çıkarları katıldığı kuruluşa kendiliğinden geçer.

Tasarıda, işçi kuruluşu yöneticiliği ve işyeri sendika temsilciliğinin güvenceleri de düzenleniyor.

İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamayacak.

İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacak.

İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamayacak veya farklı işleme tabi tutulamayacak.

İşverenin aykırı hareket etmesi halinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilecek.

Sendikal nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, dava açma hakkına sahip olacak. Bu durumda işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilecek. Sendikal tazminat, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmayacak.

İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene ait olacak. Feshin işverenin ispat ettiği nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlü olacak.

Sendikalar siyasi partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamayacak.

Sendikalar ticaretle uğraşamayacak ancak, kuruluşlar genel kurul kararıyla nakit mevcudunun yüzde kırkından fazla olmamak kaydıyla sanayi ve ticaret kuruluşlarına yatırımda bulunabilecek.

Kuruluşlar elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamayacak. Ancak sendikaların grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışında olacak.

Sendika, işyerinde işçi sayısı elliye kadar ise bir, elli bir ile yüz arasında ise en çok iki, yüzbir ile beşyüz arasında ise en çok üç, beşyüzbir ile bin arasında ise en çok dört, binbir ile ikibin arasında ise en çok altı, ikibinden fazla ise en çok sekiz olmak üzere işyerinde çalışan üyeleri arasından işyeri sendika temsilcisi atayarak onbeş gün içinde kimliklerini işverene bildirecek. Bunlardan biri baş temsilci olarak görevlendirilebilecek. Temsilcilerin görevi, sendikanın yetkisi süresince devam edecek.

Sendikalar, kamu kurum ve kuruluşları, siyasi partiler, esnaf ve küçük sanatkar kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından yardım ve bağış alamayacak.

Dış kaynaklardan Bakanlar Kurulundan izin almadıkça yardım ve bağış kabul edemeyecek.

Kuruluşlar, yönetim kurulu kararıyla nakit mevcudunun yüzde onunu aşmamak ve ilgili bakanlıklara devretmek kaydıyla eğitim, kreş, sağlık, kültür, sanat ve spor tesisleri kurabilecek veya yurtiçi ve yurtdışındaki doğal afet bölgelerine doğrudan veya yetkili makamlar aracılığıyla konut, eğitim ve sağlık tesisleri kurulması amacıyla kamu yararına çalışan dernekler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ayni ve nakdi yardımda bulunabilecek.

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı faaliyetlerde bulunan kuruluş, Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine yetkili mahkeme kararı ile kapatılacak. Aykırı davranış bireysel olarak yöneticiler tarafından gerçekleştirildiği takdirde, mahkemece sadece o yöneticilerin görevine son verilmesine karar verilecek.

Bir toplu iş sözleşmesi, aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilecek.

Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilecek.

Grup toplu iş sözleşmesi, tarafların anlaşması üzerine bir işçi sendikası ile bir işveren sendikası arasında, birden çok üye işverene ait aynı işkolunda kurulu işyerleri ve işletmeleri kapsamak üzere yapılacak.

İşletme, toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerlerinin aranılan niteliğe sahip olup olmadıklarına ilişkin uyuşmazlıklar, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemede 15 gün içinde karara bağlanacak.

Toplu iş sözleşmesi en az bir ve en çok üç yıl süreli olarak yapılabilecek.

Faaliyetleri bir yıldan az süren işlerde uygulanmak üzere yapılan toplu iş sözleşmelerinin süresi bir yıldan az olabilecek.

EmekDunyasi.Net/Aianslar

Categories: Sendikalar Etiketler:

İş Kazalarında Avrupa’da Birinci, Dünyada Üçüncüyüz…

17 Mart 2012 Yorum yapın

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Temsilciliği, “İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” nedeniyle düzenlenen toplantıda, “İnşaat sektöründe her yıl 60 bin ölümcül kaza olmakta ve her on dakikada bir kişi inşaatta hayatını kaybetmektedir” dedi.

Mimarlar Odası tarafından yapılan açıklamada, 2007 – 2012 yılları arasında Tuzla Tersanelerinde yaşanan kazalarda 500 işçi, Davutpaşa kaçak işyerinde meydana gelen patlama sonucu 23 işçi, Ankara Ostim OSB’de meydana gelen patlama sonucu 20 işçi, Kahramanmaraş Afşin kömür sahasında toprak kayması sonucu 10 işçi, Adana Kozan Baraj inşaatında baraj kapağının patlaması sonucu 10 işçi ve son olarak, İstanbul Esenyurt AVM inşaatında çıkan yangında 11 işçinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Mimarlar Odası, “Kamuoyuna yansıyanlar dışında, son on yılda iş kazaları sonucu hayatını kaybeden işçilerin sayısı 10 binin üzerindedir” dedi.

Mimarlar Odası’na göre Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), “Türkiye de özellikle kent içi inşaatlarda; gerek çalışanların güvenliği gerekse şantiyelerin çevresinde yarattığı güvensizlik göz ardı edilemeyecek boyutlardadır”açıklamasını yaptı ve kayıt dışı istihdam nedeniyle kayda geçmeyen iş kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısını ise tahmin etmenin çok zor olduğunu belirtti.

Mimarlar Odası insan yaşamına, insan emeğine değer vermeyen bir anlayışın çalışma alanına yansımalarının ibretle izlendiğini belirtirken iş sağlığı ve güvenliği konusundaki duyarsızlığın en fazla inşaat sektöründe yaşandığı güvenlikle ilgili harcamaların gereksiz göründüğü iddiasında bulundu.

Tüm dünyada olduğu gibi özellikle emeğe dayalı çalışmanın ve iş gücünün yoğun olduğu Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliği üzerinde durulması gereken öncelikli konu olduğunu belirten Mimarlar Odası “Ulusal ve uluslararası mevzuatta ‘iş güvenliği ve sağlığı’ ile ilgili düzenlemeler yapılmış olmasına karşın gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle karşılaşılan iş kazaları, kamu vicdanını son derece rahatsız eden önemli bir toplumsal sorun haline gelmiştir” dedi.

İşyerlerinin denetim ve gözetiminin devletin asli sorumluluğu altında bulunduğunu belirten Mimarlar Odası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu anayasal görevi 2004 yılından beri özel sektöre devretmeye çalıştığını belirtti ve “Açılan davalarda verilen kararları etkisiz kılmak için sürekli yasa ve yönetmelik değişikliği yapılmaktadır. Bugün ülkemizde en önemli eksiklik, kamu hizmetinden olan işyerlerinin denetlenmesiyken; iş güvenliği ve iş sağlığı hizmetini yerine getirmeyen kurumlarıyla ülkemizde ‘sosyal devlet’ten söz edilebilir mi?” sorusunu yöneltti.

Mimarlar Odası, insanın en temel haklarından olan yaşama ve beden sağlığının teminatının devlet olduğunu vurgularken bakanlığın tüm kaza sonuçlarını birkaç kişiye yükleyerek işin içinden çıkamayacağını iddia etti.

Ajanslar

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler:

AB Ülkelerinde Gelir Farkı 12 Katı Geçiyor…

17 Mart 2012 Yorum yapın

AB istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre Londra’da AB ortalamasının yüzde 332′sine çıkan kişi başına gelir, Bulgaristan’ın kuzeybatısındaki Plevne merkezli Severozapaden bölgesinde Birlik ortalamasının yüzde 27′sine kadar iniyor.

AB’de kişi başına düşen gelirin en yüksek olduğu diğer bölgeler arasında AB ortalamasının yüzde 266′sı düzeyindeki Lüksemburg, yüzde 223′ü düzeyindeki Brüksel, yüzde 188′i düzeyindeki Hamburg, yüzde 178′i düzeyindeki Bratislavski Kraj (Bratislava) ve yüzde 177′si düzeyindeki Ile de France (Paris ve banliyöleri) öne çıkıyor.

Kişi başına gelirde AB ortalamasının yarısına ulaşamayan en fakir 20 bölgeden 6′sı Romanya, 5′er tanesi Bulgaristan ve Polonya ve 4′ü Macaristan’da bulunuyor.

Ajanslar

Categories: Avrupa Birliği

İşsizlik Yüzde 9.8

17 Mart 2012 Yorum yapın

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı İşgücü Araştırması, ”2011 Aralık Dönemi Sonuçları”na (Kasım-Aralık 2011-Ocak 2012)” göre, Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 218 bin kişilik bir artışla 72 milyon 925 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus (15 yaş ve daha yukarı yaştaki nüfus) ise 1 milyon 193 bin kişi artarak 54 milyon 122 bin kişiye ulaştı.

2011 yılı Aralık döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puanlık artışla yüzde 48,5 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre, erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,1 puanlık artışla yüzde 70,4, kadınlarda ise 0,2 puanlık artışla yüzde 27,4 oldu.

İşgücünün eğitim ve yaş dağılımlarına bakıldığında, toplam işgücünün yüzde 16,4′ünü 15-24 yaş grubundakiler oluşturdu. Lise altı eğitimlilerde işgücüne katılma oranı; erkekler için yüzde 68,4, kadınlar için yüzde 23,1 olarak hesaplandı. Yükseköğretim mezunu erkeklerde yüzde 85,6 olan işgücüne katılma oranı, kadınlarda yüzde 70,4 düzeyinde gerçekleşti.

İstihdam 1 milyon 413 bin kişi arttı

2011 yılı Aralık döneminde istihdam edilenlerin sayısı, 2010 yılının aynı dönemine göre 1 milyon 13 bin kişi artarak, 23 milyon 678 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 16 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 997 bin kişi arttı.

Sektörel kompozisyona bakıldığında istihdam edilenlerin yüzde 23,6′sı tarım, yüzde 19,8′i sanayi, yüzde 6,4′ü inşaat, yüzde 50,1′i ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında inşaat sektörünün istihdam edilenler içindeki payının herhangi bir değişim göstermediği, hizmetler sektörünün payının 1,6 puan arttığı, buna karşılık tarım sektörünün payının 1 puan, sanayi sektörünün payının ise 0,7 puan azaldığı görüldü.

İstihdamın yüzde 71,5′i erkek

Geçen yıl Aralık döneminde istihdam edilenlerin yüzde 71,5′ini erkek nüfus oluşturdu.

İstihdam edilenlerin yüzde 57,2′si lise altı eğitimliler, yüzde 63,3′ü ücretli, maaşlı veya yevmiyeli, yüzde 24,7′si kendi hesabına veya işveren, yüzde 12,1′i ise ücretsiz aile işçileri oldu.

İstihdam edilenlerin yüzde 56,7′si 10 kişiden az çalışanı olan işyerinde çalıştığı, yüzde 2,7′sinin ek bir işinin bulunduğu, yüzde 2′sinin mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş aradığı tespit edildi.

Ücretli olarak çalışanların yüzde 90′ı sürekli bir işte çalışıyor.

Kayıt dışı istihdam yüzde 39,2′ye geriledi

Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, önceki yılın aynı dönemine göre 2,8 puanlık azalışla yüzde 39,2′ye geriledi. Bu dönemde, 2010′un aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 83,8′den yüzde 83,4′e, tarım dışı sektörlerde yüzde 28,3′ten yüzde 25,5′e düştü.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 18,1′e geriledi

Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 353 bin kişi azalarak 2 milyon 576 bin kişiye geriledi. İşsizlik oranı ise 1,6 puanlık azalışla yüzde 9,8 seviyesinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2 puanlık azalışla yüzde 11,5, kırsal yerlerde ise 0,7 puanlık azalışla yüzde 6,5 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı da 2010 yılının aynı dönemine göre 3,5 puan azalarak yüzde 18,1′e geriledi. Söz konusu oran bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 21,6 düzeyindeydi.

Bu dönemde işsizlerin yüzde 31,5′i eş-dost vasıtasıyla iş aradı. İşsizlerin yüzde 90,8′i (2 milyon 338 bin kişi) daha önce bir işte çalışanlardan oluştu.

İşsizlik gerekçelerine bakıldığında ise işsizlerin yüzde 35,3′ünü çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 13,9′unu işten çıkarılanlar, yüzde 19,1′ini kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 5,7′sini işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 7,8′ini ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 9′unu öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar oluşturdu.

Bu dönemde tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 14,2′den yüzde 12′ye geriledi.

2011 Aralık döneminde 458 bin kişi işten ayrıldı

TÜİK araştırmasına göre, Aralık 2011 döneminde 1 milyon 649 bin kişi işe yeni başladı veya iş değiştirdi. Bunun toplam istihdam içindeki oranı yüzde 7 oldu. İşe yeni başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 28,7′si 25-34 yaş grubunda yer aldı.

Bu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin yüzde 20,2′si sanayi, yüzde 38′i hizmetler, yüzde 22,4′ü inşaat sektöründe, yüzde 19,4′ü ise tarım sektöründe işe başladı.

Mevcut işsizlerin yüzde 17,8′ini (458 bin kişi) bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.

Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergeler

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü göstergelerine bakıldığında 2011 yılı Aralık döneminde mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısında bir önceki döneme göre 123 bin kişilik, işsiz sayısında ise 7 bin kişilik azalış gözlendi.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,3 puanlık azalışla yüzde 49,5, istihdam oranı da 0,4 puanlık azalışla yüzde 44,8 oldu. İşsizlik oranı ise herhangi bir değişim göstermedi ve yüzde 9,3 seviyesinde gerçekleşti.

İşgücü anketleri nasıl açıklanıyor?

2005 yılından itibaren Hanehalkı İşgücü Anketinin tahminleri, hareketli üçer aylık dönem ortalamaları esas alınmak kaydıyla aylık olarak yayınlanıyor. Bu seride ilgili üç aylık dönemin ağırlıkları, dönem ortası aya ilişkin nüfus projeksiyonları esas alınarak hesaplanırken, ifade kolaylığı açısından tahminler de dönem ortası ay adıyla ifade ediliyor.

2010 yılından itibaren temel işgücü göstergeleri, mevsim etkilerinden arındırılarak da yayımlanıyor.

TABLO

TÜİK verilerine göre, 2005-2011 döneminde aylar itibariyle işsizlik oranları şöyle:

AYLAR 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011
—– —— —— —— —— —— —— ——
Ocak 11,8 12,1 11,3 11,6 15,5 14,5 11,9
Şubat 11,9 12,2 11,7 11,9 16,1 14,4 11,5
Mart 11,2 11,3 10,7 11,0 15,8 13,7 10,8
Nisan 10,4 10,3 10,1 9,9 14,9 12,0 9,9
Mayıs 9,6 9,2 9,2 9,2 13,6 11,0 9,4
Haziran 9,6 9,2 9,2 9,4 13,0 10,5 9,2
Temmuz 9,6 9,3 9,3 9,9 12,8 10,6 9,1
Ağustos 9,9 9,6 9,7 10,2 13,4 11,4 9,2
Eylül 10,1 9,5 9,9 10,7 13,4 11,3 8,8
Ekim 10,4 9,6 10,2 11,2 13,0 11,2 9,1
Kasım 11,0 10,0 10,5 12,6 13,1 11,0 9,1
Aralık 11,5 10,9 10,9 14,0 13,5 11,4 9,8

YILLIK 10,6 10,2 10,3 11,0 14,0 11,9 9,8

Ajanslar – TÜİK

Çocuk İşgücünde Artış…

17 Mart 2012 Yorum yapın

Yıllık cirosu milyar dolarlarla ifade edilen ABD’li iç giyim firması Victoria’s Secret’in organik pamuk üretimi için Batı Afrika’nın fakir bir ülkesi olan Burkina Faso’da çalıştırdığı çocuklar, sistemin kusurlarını gün yüzüne çıkardı. Firma, ülkedeki kadınların ve çocukların yaşam kalitesini arttırdığını iddia ederken ABD’li finans dergisi Bloomberg Markets’ın yaptığı araştırma, acı gerçeği ortaya koydu. Bloomberg; şubat sayısında yer alan dosyasında, Burkina Faso’da 10-15 yaş arasındaki çocukların kötü şartlarda, dövülerek çalıştırıldığını iddia ediyor.

Victoria’s Secret, 2007’de yaptığı anlaşma ile Burkina Faso’dan organik pamuk satın almaya başladı. Amaç, sürdürülebilir hammadde temin etmek ve Afrikalı kadın çiftçileri desteklemekti. “Yüzde yüz yağmur suyuyla beslenen ve hiçbir tarım ilacı kullanılmadan elde edilen” pamuk kullandığını 2009’un sevgililer gününde duyuran şirket, ürünlerini insanların yaşam kalitesini arttırdığı iddiasıyla piyasaya sürdü.

Bloomberg’in 2011’in aralık ayında ortaya koyduğu gerçek, firmayı konuyu araştırmaya itse de aylar geçmesine rağmen Burkina Faso’da hiçbir şey değişmedi.

Geçen ay Bloomberg’e konuşan “Burkina Faso”lu çocuk işçiler, okula gitmek yerine güneş doğmadan işe başladıklarını, günde 500 sıradan fazla tarlayı sadece kas gücüyle ve çapayla işlediklerini, öküz ya da saban kullanmalarının yasak olduğunu anlattı. Tüm gün eğilerek pamuk topladıklarını anlatan çocuklar “bunun acı verici olduğunu” ve eğer yavaş davranırlarsa şeflerinin onları dövdüğünü söyledi. Diğer yandan çocukları çalışmaya zorlayan çiftçilerin kendine ait bir hayvanı ya da 150 dolara alabilecekleri bir sabanları yok. Dünya Bankası tahminlerine göre ülkede nüfusun yüzde 81’i günlük 2 dolardan az gelire sahip. Çiftçiler, ellerinde doğru araçların olması halinde çocuk işçilere gerek kalmayacağını düşünüyor. ABD Çalışma Bakanlığı, raporlarında, Burkina Faso’yu çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yaşandığı yer olarak tarif ediyor.

215 milyon çocuk

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre dünyada 215 milyonun üzerinde çocuk işçi var. Bu çocukların 157 milyonu 15 yaşın altında. Çalışan 5-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 60’ı tarım, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve su ürünleriyle ilgili işlerde istihdam ediliyor. 115 milyonu tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. TÜİK’in son çocuk işgücü istatistiklerine (2006) göre de Türkiye’de 6-17 yaş arasındaki 16 milyon 264 bin çocuktan 958 bini çalışıyor.

Ajanslar

Yoksullaşıyoruz…

17 Mart 2012 Yorum yapın

2010 yılında yoksulluk, kırsal bölgelerde yaşayanlarda azalırken kentlerde yaşayanlarda arttı. Satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırı esas alındığında,kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranı yüzde 0.96′dan yüzde 0.97′ye yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2010 yılına ait Yoksulluk Çalışması sonuçlarını açıkladı.

2002 yılından itibaren yayımlanan harcamaya dayalı mutlak yoksulluk göstergelerinin, Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını ortaya koyacak ve uluslararası kıyaslamalara imkan verecek şekilde revize edilmesi amacıyla, TÜİK bünyesinde ulusal ve uluslararası uzmanlarla birlikte değerlendirme çalışmalarına başlanıldı. Bu kapsamda en uygun veri kaynaklarının ve yeni hesaplama yöntemlerinin araştırılması ve yeni göstergelerin üretilmesi çalışmaları ise devam ediyor. Bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar, uluslararası karşılaştırmalarda önem taşıyan satın alma gücü paritesine göre kişi başı dolar cinsinden yoksulluk oranları açıklanmaya devam edilecek. Yoksulluk Çalışmasında satın alma gücü paritesine göre kişi başı 2.15 ve 4.3 dolar sınırlarına göre yoksulluk oranları veriliyor.


Kişi başı günlük harcaması 
2.15 doların altında kalan kişi sayısı yüzde 0.21

Satın alma gücü paritesine göre kişi başı dolar cinsinden yoksulluk sınırlarına göre yoksulluk oranları düşüyor.

Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 doların altında kalan fert oranı 2009 yılında yüzde 0.22 iken, bu oran 2010 yılında yüzde 0.21 olarak tahmin edildi. 4.3 dolar sınırına göre ise 2009 yılında yüzde 4.35 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 3.66′ya düştü.

Kentte yoksulluk arttı

Çalışmada, kırsal yerlerde yaşayanların yoksulluk riskinin kentsel yerlerde yaşayanlardan fazla olduğu ifade edildi. Satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırı esas alındığında, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlarda 2009 yılında yüzde 11.92 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 9.61′e düşerken, kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranı yüzde 0.96′dan yüzde 0.97′ye yükseldi.

2002′den bugüne yoksulluk oranı yaklaşık 27 puan geriledi

Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 dolar sınırı esas alındığında Türkiye genelinde 2002 yılında yüzde 3.04 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 0.21′e geriledi. 4.3 dolar sınırına göre ise yoksulluk oranı 2002′de yüzde 30.30 iken bu oran 2010′da yüzde 3.66′ya indi.

Kentlerde ise kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 doların altında kalan fert oranı 2002′de yüzde 2.37 iken oran 2010′da yüzde 0.04′e geriledi. 4.3 dolar sınırına göre ise 2002′de yüzde 24.62 olan oran 2010′da yüzde 0.97′ye indi.

Kırsal bölgelerde yaşayanların kişi başı günlük harcamasına göre 2.15 doları sınırı baz alındığında yoksulluk oranı 2002′deki yüzde 4.06 değerinden 2010′da yüzde 0.57 değerine geriledi. Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırına göre ise 2002′de yüzde 38.82 olan oran 2010′da yüzde 9.61′e düştü.

Ajanslar

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler: