Arşiv

Posts Tagged ‘DİSK-AR’

Gerçek İşsizlik Oranı?

22 Şubat 2011 Yorum yapın

TÜİK verilerinden derlenen bilgilere göre, kırsal bölgelerde işsizlik oranının 2004 düzeyinin çok üzerinde olduğu ortaya çıktı. 2010 Kasım ayı itibariyle köy ve kasabalarda işsizlik oranı yüzde 6.5′e yükselirken bu rakam 2004 yılında yüzde 5.5 düzeyindeydi. Bununla birlikte Kasım ayında kırsal bölgelerde işgücü piyasasında yer alan 8 milyon 540 bin kişinin sadece 7 milyon 985 bini istihdam edilebildi. İşgücü piyasasında yer alan 555 bin kişi ise bu dönemde işsiz kaldı.

2004 yılında köy ve kasabalarda işgücü piyasasında 7 milyon 545 bin kişi bulunurken, bunların 7 milyon 131′i istihdam edilmişti. İşsiz sayısı 2004 yılı içerisinde köy ve kasabalarda 414 bin kişi olurken söz konusu dönemde işsizlik oranı ise yüzde 5.5 düzeyinde kalmıştı. 2005 yılında ise kırsal kesim işgücü piyasasında yer alan 7 milyon 408 bin kişinin 6 milyon 940 bini istihdam edilmişti. Bu dönemde işsiz kalanların sayısı 468 bin kişi olurken işsizlik oranı ise yüzde 6.3 olmuştu. 2006 yılında ise köy ve kasabaların işgücü piyasasında yer alan 7 milyon 360 bin kişinin 6 milyon 905 bini istihdam edilmiş ve bu dönemde işsiz sayısı 455 bin kişi olarak gerçekleşmişti. 2006 yılı genelinde kırsal kesimde işsizlik oranı ise yüzde 6.2 olmuştu.

2007, 2008 ve 2009 yıllarında kırsal kesimde işsizlik şu ankinden yüksekti

2010 Kasım ayı itibariyle yüzde 6.5 düzeyinde gerçekleşen kırsal bölge işsizliği 2007 yılında yıl genelinde yüzde 6.8, 2008 yılında yüzde 7.2 ve 2009 yılında ise yüzde 8.9 olarak gerçekleşmişti. 2007 yılında köy ve kasabalardaki işsizlerin sayısı 506 bin, 2008 yılında 558 bin ve 2009 yılında ise 724 bin olarak kayıtlara geçmişti. 2010 Kasım ayında ise işsiz sayısı bir önceki yıla göre 169 bin kişi azalarak 555 bin kişiye geriledi.

Kadınlarda işsizlik yüzde 50 arttı

2004 yılı genelinde köy ve kasabalardaki işsiz kadınların oranı yüzde 3 düzeyindeyken, bu rakam 2010 yılı Kasım ayı itibariyle yüzde 4.5′e yükseldi. Yine aynı şekilde 2005 yılında köy ve kasabalardaki kadın işsizlerin oranı yüzde 3.6, 2006 yılında yüzde 3.9, 2007′de yüzde 3.8, 2008′de yüzde 4.3 ve 2009 yılında ise yüzde 5.3 düzeyinde gerçekleşti. 2009 yılı genelinde köy ve kasabalarda 147 bin kadın işsiz varken bu rakam 2010 yılı Kasım ayında 13 bin kişi gerileyerek 134 bin düzeyine düştü.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) Kasım 2010 dönemi istihdam raporunu açıkladı.

DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi üzerinden yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 17.36 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizlerin de ilave edildiğinde bu oranın yüzde 21 düzeylerine ulaştığını ifade eden DİSK-AR, işsiz sayısının ise resmi 2 milyon 811 rakamına karşın, umutsuz işsizlerle birlikte 4 milyon 802 bin, gizli işsizlerle 5 milyon 804 bin düzeyine ulaştığını bildirdi.

Raporda, “İşsizlik verileri konusunda kamuoyuna pompalanmaya çalışılan iyimser tablonun”, Türkiye gerçekleri ile bağdaşmadığı savunularak, geçici bir işte çalışan her 2 kişiye karşın, geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalmış 1 kişinin bulunduğu belirtildi. Buna göre geçici işçiler için işsizlik oranının yüzde 34 düzeyinde olduğu ve resmi işsizlerin yüzde 30′unu da geçici işte çalıştığı için işsiz kalanların oluşturduğu belirtildi.

Kasım 2010 döneminde resmi işsizlerin yüzde 15.1′ini işten çıkartılanlar, yüzde 17.4′ünü ise kendi isteğiyle işten ayrılanlar oluşturdu. İşyerini kapatan 200 bin kişinin ise henüz iş bulamadığının belirtildiği raporda, öğrenimine devam eden veya yeni mezun işsizlerin sayısının ise 304 bin düzeyinde olduğu ifade edildi.

“Çaresizliğe dönüş, işsizliği gizledi”

Türkiye’de kriz dönemi ile birlikte tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısında bir patlama yaşandığının belirtildiği raporda, 2007 Kasım dönemi ile karşılaştırıldığında yaratılan istihdamın yaklaşık yarısının tarım kesiminde gerçekleştiği ifade edildi. Türkiye’de yoksulluğun en yoğun olarak yaşandığı tarım kesiminde yaşanan bu artışın, krizde halkın çaresizliğinin bir göstergesi olduğu belirtildi.

Son 3 yıllık dönemde yaratılan 2 milyon 388 bin kişilik istihdamın, 1 milyon 134 bini tarım kesiminde gerçekleşti. Tarımın istihdam içindeki payı yüzde 22′den yüzde 25′e yükseldi. Tarımda istihdam edilenlerin yarısından çoğu kadın olurken, bunların 4′te 3′ü ücretsiz aile işçisi olarak istihdama katılmış sayıldı. Raporda, az gelişmişlik göstergesi olarak kabul edilen tarımsal istihdamda bu artış yaşanmasa idi, işsizlik oranları için olumsuz tablonun iyice kendini göstereceği belirtidi.

Yine son 3 yıllık dönemde umudu olmayan işsizlerin sayısı diğer nedenlerle birlikte işsiz sayılmayanlarla 367 bin kişi arttı. Bu kişiler işsiz sayılmadıkları için işsizlik verilerine dâhil olmadı. Kayıtdışı çalışanların sayısı 755 bin kişilik artış gösterdi. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin sayısı ise kriz öncesinin 400 bin üzerinde. Geçici işlerde çalışanların sayısı da kriz öncesi döneme göre 131 bin kişi arttı.

“Pembe tablonun altındaki gerçekler”

Raporun sonuç bölümünde, işsizlikle mücadele konusunda hükümetin çizdiği pembe tabloya karşın, işsizlik oranlarının korkutucu düzeylerde seyretmeye devam ettiğine dikkat çekilerek, iş bulanların güvencesiz, esnek ve kuralsız kötü çalışma koşullarına razı hale geldiklerine işaret edildi. Rapora göre; ”Çalışma koşullarının giderek ağırlaşması, düzenli bir gelir getiren, güvenceli işlerde yaşanan azalış, yaygınlaşan taşeron uygulamaları ve düşük ücretler nedeni ile çalışma yaşamı bir cehenneme dönüştü. Yüksek okul mezunu 479 bin işsiz Türkiye’nin en büyük ayıbı durumunda. Kişiler eğitim süreçlerine harcadıkları uzun sürelerin ve maliyetlerin karşılığına alacak işler bulamıyorlar. Bu eğitim sisteminin iflası anlamına geliyor.”

Raporda ayrıca, özelleştirmenin, sendikasızlaştırmanın ve taşeronlaştırmanın, kısaca örgütsüzleştirme politikalarının, sendikal haklara ulaşmayı, dolayısıyla işçinin güvenliği ve işyerlerinin denetimini olanaksızlaştırdığı savunuldu.

Bu koşullar altında yaşanan iş kazaları ve cinayetlerin Türkiye’de artık bir gerçeğin gizlenemeyecek düzeylere ulaştığını gösterdiğinin ifade edildiği raporda, “Ne yazık ki, torba yasa ile birlikte, kuralsızlık, güvencesizlik ve taşeronlaşma daha da yaygınlaşacaktır” denildi.

Ajanslar