Arşiv

Posts Tagged ‘yoksulluk’

Yoksullaşıyoruz…

17 Mart 2012 Yorum yapın

2010 yılında yoksulluk, kırsal bölgelerde yaşayanlarda azalırken kentlerde yaşayanlarda arttı. Satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırı esas alındığında,kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranı yüzde 0.96′dan yüzde 0.97′ye yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2010 yılına ait Yoksulluk Çalışması sonuçlarını açıkladı.

2002 yılından itibaren yayımlanan harcamaya dayalı mutlak yoksulluk göstergelerinin, Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını ortaya koyacak ve uluslararası kıyaslamalara imkan verecek şekilde revize edilmesi amacıyla, TÜİK bünyesinde ulusal ve uluslararası uzmanlarla birlikte değerlendirme çalışmalarına başlanıldı. Bu kapsamda en uygun veri kaynaklarının ve yeni hesaplama yöntemlerinin araştırılması ve yeni göstergelerin üretilmesi çalışmaları ise devam ediyor. Bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar, uluslararası karşılaştırmalarda önem taşıyan satın alma gücü paritesine göre kişi başı dolar cinsinden yoksulluk oranları açıklanmaya devam edilecek. Yoksulluk Çalışmasında satın alma gücü paritesine göre kişi başı 2.15 ve 4.3 dolar sınırlarına göre yoksulluk oranları veriliyor.


Kişi başı günlük harcaması 
2.15 doların altında kalan kişi sayısı yüzde 0.21

Satın alma gücü paritesine göre kişi başı dolar cinsinden yoksulluk sınırlarına göre yoksulluk oranları düşüyor.

Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 doların altında kalan fert oranı 2009 yılında yüzde 0.22 iken, bu oran 2010 yılında yüzde 0.21 olarak tahmin edildi. 4.3 dolar sınırına göre ise 2009 yılında yüzde 4.35 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 3.66′ya düştü.

Kentte yoksulluk arttı

Çalışmada, kırsal yerlerde yaşayanların yoksulluk riskinin kentsel yerlerde yaşayanlardan fazla olduğu ifade edildi. Satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırı esas alındığında, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlarda 2009 yılında yüzde 11.92 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 9.61′e düşerken, kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranı yüzde 0.96′dan yüzde 0.97′ye yükseldi.

2002′den bugüne yoksulluk oranı yaklaşık 27 puan geriledi

Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 dolar sınırı esas alındığında Türkiye genelinde 2002 yılında yüzde 3.04 olan yoksulluk oranı 2010 yılında yüzde 0.21′e geriledi. 4.3 dolar sınırına göre ise yoksulluk oranı 2002′de yüzde 30.30 iken bu oran 2010′da yüzde 3.66′ya indi.

Kentlerde ise kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 2.15 doların altında kalan fert oranı 2002′de yüzde 2.37 iken oran 2010′da yüzde 0.04′e geriledi. 4.3 dolar sınırına göre ise 2002′de yüzde 24.62 olan oran 2010′da yüzde 0.97′ye indi.

Kırsal bölgelerde yaşayanların kişi başı günlük harcamasına göre 2.15 doları sınırı baz alındığında yoksulluk oranı 2002′deki yüzde 4.06 değerinden 2010′da yüzde 0.57 değerine geriledi. Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 4.3 dolar sınırına göre ise 2002′de yüzde 38.82 olan oran 2010′da yüzde 9.61′e düştü.

Ajanslar

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler:

Zengin Ülkede Fakir Olmak

02 Ekim 2011 Yorum yapın

Almanya İktisadi Araştırmalar Enstitüsü, ülke genelinde yaklaşık 11 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığını açıkladı. Yoksulluktla en fazla mücadele edenler ise kadınlar ve çocuklar.

Yoksulluğun her zaman sadece Asya ve Afrika’ya has bir tanım olduğu düşünülür. Oysa Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı günden güne artıyor.

Avrupa Komisyonu, geliri ülke ortalamasının yüzde 60’ının altında kalanların, yoksul kabul edildiğini açıkladı. Buna göre de Almanya genelinde yaklaşık 11 milyon insan yoksulluk sınırında yaşamaya çalışıyor. Avrupa Komisyonu’nun belirlediği gelir sınırı, bireylerin toplum içinde sağlıklı bir sosyokültürel yaşam sürmesine engel teşkil ediyor. Daha da önemlisi sosyal dışlanmaya sebep oluyor.

En büyük mağduriyetlerin kadınlar tarafından yaşanıyor olması, Alman Kadınlar Konseyi’ni harekete geçirdi. Konsey, “2010 Avrupa Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma ile Mücadele Yılı” kapsamında dikkati, somut şekilde daha fazla büyüyen bir sorun olan işsizlik, düşük ücretler ve beraberinde oluşan yoksulluğa çekmeyi hedefliyor. Konsey Müdürü Henny Engels, “ Şuna netlik kazandırmak istiyoruz. Yoksulluk bu ülkede kuramsal bir fenomen değil. Aksine bu kişiler son derece somut bir şekilde fakirlik çekiyor” diyerek, “Zengin bir ülkede fakir olmak” sloganını kullanma sebeplerine açıklık getirdi.

Toplumların genelinde olduğu gibi Almanya’da da kadının geleneksel görevi, çocuklara bakmak ve ev idaresiyle ilgilenmek. Ancak çalışma zorunluluğu ya da farklı aile fertlerinin bakıma muhtaç olması nedeniyle bu görev çoğu zaman sekteye uğruyor.

Kadınlar 1-0 yenik başlıyor

Öyle ki kadınların birden fazla sorumluluğu yüklenmek zorunda kaldıkları durumlar oluyor. Gün içinde birden fazla parçaya bölünen kadın bu nedenle yarım günlük işlerde çalışabiliyor. Bu kez de ücret sorunu ortaya çıkıyor. Nitekim yarım günlük işler, erkeklerin çalıştığı işlere göre daha az ücretlendiriliyor. Alman Kadınlar Konseyi’nin verilerine göre Almanya’da kadınlar, erkeklerden yüzde 23 daha az kazanıyor. Günlük eforunu ev idaresi, çocuk bakımı ve yarım günlük işler arasında paylaştıran kadınlar, kariyer yapma şansını kaybediyorl. Daha az kazanan kadınlar, erkeklere kıyasla çok daha fazla sıkıntı çekiyor.

“Çocuklara daha fazla yardım edilmeli”

Alman Kadınlar Konseyi Almanya genelinde yaptığı çalışmayla, doğu eyaletlerinde kadınlardaki işsizlik ve fakirliğin batıya göre daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Konsey Başkanı Henny Engels, birçok alanda, çalışanlara sözleşmeli ücret ödenmediğini vurguladı. Sosyokültürel asgari sınırın reel olarak hesaplanması gerektiğini belirten Engels, 0-16 yaş grubu çocuklara ücretsiz bakım, vasıflandırma ve eğitim programları sunulması talebini dile getirdi.

Almanya’da birçok uzman, çocuklar için sunulan olanakları yeterli görmüyor. Siyaset bilimcisi Luise Molling, Bu ülkede çocuklar için daha fazla şey yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklar için çok daha iyi sosyal bir altyapı olmalı. Tabi okullarda da” diyerek, çocuklara daha fazla imkan sunacak bir sosyal altyapıya ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Molling bu sosyal altyapıyı, aile bakanlığının bir dönem planladığı ” yoksul çocuklara kupon dağıtılması” sistemiyle mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.

Alman Kadınlar Konseyi, Henny Engels yönetiminde Almanya genelinde faaliyet gösteren 57 kadın birliği, kadın grupları ve organizasyonla birlikte çalışıyor. Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Kadın Lobisi’nin kurucu üyesi olan Alman Kadınlar Konseyi, Avrupa genelinde de faaliyet gösteriyor.

Deutsche Welle Türkçe

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler:

Türkiye Çocuk Yoksulluğunda 3. En Kötü Ülke

06 Mayıs 2011 Yorum yapın

OECD’nin “Doing Better For Families” başlıklı raporunda Türkiye’ye ilişkin birçok çarpıcı saptama yapıldı. Buna göre 1990′ların ortası ve 2000′lerin son yılları itibarıyla yoksul hanelerdeki çocukların oranı; en kötü durumdaki İsrail’de yüzde 26.6, Meksika’da yüzde 25.8, Türkiye’de ise 24.6 olarak saptandı. Yani Türkiye’deki çocukların dörtte biri yoksul ailelerde yaşıyor. En iyi durumdaki Danimarka’da ise çocukların yüzde 3.7′sinin yoksul kategorisindeki ailelerde bulunduğu belirtildi. Raporda, “2000′li yılların başından itibaren, çocuk yardımlarında kesintinin Arap ve aşırı Ortodoks Yahudi gruplar arasındaki yüksek çocuk yoksulluğu oranlarına katkıda bulunduğu İsrail’deki çocuk yoksulluğu oranları dramatik biçimde arttı. Her iki grup da ortalamanın üzerinde çocuk sayısına sahip olma eğiliminde” denildi. Rapora şöyle devam edildi:

“0-17 yaş çocuk yoksulluğu oranları İsrail’de Danimarka’dakine göre yedi kat yüksek. OECD genelinde yoksulluk sınırının altında yaşayan 0-17 yaş arası çocukların oranı, 2007′de yüzde 13 idi. En düşük yoksulluk oranları Nordik ülkeler, Avusturya, Fransa, Almanya, Macaristan ve Slovenya’da yüzde 3-8 arasında bulunuyor. En yüksek oranlar ise Şili, Meksika ve ABD’nin bulunduğu Amerika kıtasında, İsrail, Polonya ve Türkiye’de bulunuyor. Bu ülkelerin tümünde çocuk yoksulluğu oranları yüzde 20′nin üzerinde.”

“Çocuk yoksulluğunda eğilim ve tahminler” başlıklı bölümde ise “1985-2005 arası OECD ortalama çocuk yoksulluğu oranları yüzde 11′den yüzde 13′e yükseldi, ancak ülkeler arasında ciddi farklar var. 1985′ten bu yana çocuk yoksulluğu oranları İskandinav ülkelerinde yüzde 5′in altında, Meksika, Türkiye ve ABD’de ise yüzde 20′nin üzerinde idi” denildi.


Türkiye’de çocuk yoksulluğu yükselme trendi gösterdi

Rapora şöyle devam edildi:

“(Çocuk yoksulluğu) oranları, 1995-2005 yılları arasında Çek Cumhuriyeti, Finlandiya ve İsrail’de ikiye katlandı, Lüksemburg, Portekiz ve Türkiye’de son dönemlerde yükselme trendi gösterdi. Finlandiya ve Portekiz’de çocuk yoksulluk oranları bu ülkelerdeki genel gelir eşitsizliği artışlarında olduğu şekilde yükseldi. Türkiye’de kadın istihdamındaki düşüş, çocuk yoksulluğundaki yükselme eğiliminde katkıda bulunmuş olabilir.”

OECD’de yoksul çocuklar obes, Türkiye’de zayıf

Rapora göre, OECD ülkelerinin üçte ikisinde daha yoksul ailelerin çocuklarının daha obez ya da aşırı kilolu olma olasılığı bulunuyor. Sadece Türkiye ve Rusya Federasyonu’nda varlıklı ailelerin çocukları aşırı kilolu olmaya eğilimli.

1995-2009 arası Türkiye’de kadınların istihdamı beşte bir düştü

OECD raporundaki bazı verilerin ortaya çıkardığı sonuçlar şöyle:

Emek piyasasındaki 15-64 yaş arası kadınların oranı, 1995-2009 arasında Türkiye’de beşte bir oranında düştü. Şu anda Türkiye’deki kadınların yüzde 24.2′si emek piyasasında faal yani çalışıyor. Düşüş sadece Türkiye’de görüldü. Türkiye’den sonra en kötü durumda bulunan Şili’de bile kadınların yüzde 42.2′si emek piyasasında. Meksika’da ise kadınların yüzde 43′ü emeğini arz ediyor. OECD’de emek piyasasındaki kadınların ortalama oranı ise yüzde 59.6.

Türkiye’de 2008 itibarıyla eşlerin eğitim düzeyleri şöyle: (Kadın ve erkeğin yüksek eğitimli olduğu aileler: yüzde 5.6, Erkeğin kadından daha yüksek eğitimli olduğu aileler: yüzde 19.6, Kadının erkekten daha yüksek eğitimli olduğu aileler: yüzde 6.6, Kadın ve erkeğin orta öğretimli oldukları aileler: yüzde 6.1, Kadın ve erkeğin düşük eğitimli olduğu aileler: yüzde 62, Herhangi bir eşin ‘öğrenci’ olduğu aileler: yüzde 0.1)

Evlenme oranlarında düşüş ve boşanmalarda artış, “tek ebeveynli ailelerin”sayısını artırdı. OECD ortalamasına göre evlenme oranları 1970 yılında her 1000 aile için yüzde 8.1 iken, 2009′da 5′e düştü. Ülkeler arasında önemli farklar da görülüyor: Kore, Türkiye ve ABD’de evlenme oranları yüksek, ancak Şili, Lüksemburg ve İtalya’da düşük durumda.

Türkiye’de “Birlikte yaşama” oranı ihmal edilebilir düzeyde

Kuşaklar boyunca birlikte yaşama biçimleri de değişiyor. Hemen hemen tüm OECD ülkelerinde daha genç kuşağın (20-34 yaş arası) aynı yaştaki önceki kuşağa göre “birlikte yaşama” olasılığı artıyor. Genç kuşağın aynı zamanda birçok ülkede ”tek başına” yaşama olasılığı daha az durumda. “Birlikte yaşama” Fransa ve Nordik ülkelerle Anglofon ülkelerde yüksek olsa da, Yunanistan, İtalya, polonya ve Slovak Cumhuriyeti’nde çok düşük, Türkiye’de ise ihmal edilebilir düzeyde.

1980′lerin başında Belçika, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Meksika, İspanya ve Türkiye kadınların emek piyasasına en düşük katılımlarının bulunduğu ülkelerdi ve tümünde kadınların yüzde 40′tan azı iş piyasasındaydı. Bu ülkelerden Belçika, İrlanda, Hollanda ve İspanya’da 2009 itibarıyla yüzde 50 üzerindeki istihdamla kadın istihdamında büyük artışlar görüldü. Yunanistan, İtalya ve Meksika’da yüzde 40′ı geçen kadın istihdamı rakamlarıyla ılımlı artış oldu. Ancak Türkiye’de kadın istihdamı 2009 yılında yüzde 25′in altına düştü.

Geçen onyılda kadın istihdam oranları OECD ülkelerinin büyük bölümünde, kayda değer bir düşüş yaşanan ABD ve büyük düşüş yaşanan Türkiye hariç, oldukça istikrarlı kaldı.

Cinsiyetler arasında ücretli ve ücretsiz çalışma farkı sürüyor

-Emek piyasasına kadınların katılımında iyileşmeye karşın, cinsiyetler arasındaki eşitsizlikler sürüyor. OECD çapında kadınlar için 25-54 olan ana-çağ çalışma yaşı itibarıyla istihdam yüzde 70′i geçerken, erkekler için bu rakam yüzde 85′ten fazla. Yüzde 15′lik uçurum göze çarpıyor. Ülkelere göre büyük farklar görülüyor. Estonya, Nordik ülkeler ve Slovenya’da fark yüzde 5′in altında. Tam tersi olarak ana-çağ işçileri itibarıyla cinsiyetler arası istihdam uçurumu Şili ve Meksika’da yüzde 30′u aşıyor ve Türkiye’de yüzde 50′den fazla oran ile son derece yüksek durumda.

Türk annelerinin değeri

Genelde kadınlar erkeklere göre ana faaliyet olarak çocuk ve yetişkin bakımına en az iki misli daha fazla zaman ayırıyor. Japonya ve Türkiye’de ise bu fark artıyor, Japonya’da kadınlar söz konusu bakım işlerine 4, Türkiye’de ise 6 kez daha fazla zaman ayırıyor.

Japonya diğer birçok kuzey Avrupa ülkesiyle birlikte 2005 yılında en düşük çocuk ölümü rakamlarından birine sahip (1000 kişide 2 – 3). Meksika ve Türkiye burada ayrılıyor ve diğer OECD ülkelerine oranla oldukça yüksek çocuk ölümü oranlarına sahipler. Meksika 1000 çocukta 16, Türkiye ise 1000 çocukta 21 çocuk ölümü oranına sahip.

Eğitim, öğretim ve istihdamda olmayan çocuklar

-2007 yılında sadece beş OECD ülkesinde (İngiltere, İspanya, İsrail, Meksika ve Türkiye) 15-19 yaş arası çocukların yüzde 10′dan fazlası eğitilmiyor ya da çalışmıyor. 2007′de “Eğitimde, Öğretimde, İstihdamda Olmayan Çocuklar” oranı OECD ülkeleri arasında önemli değişiklikler gösteriyor. Türkiye’nin oranı Polonya’nın oranından 12 kat daha yüksek.

Ajanslar

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler:

Türkiye OECD’de En Düşük İstihdam Oranına Sahip Ülke

15 Nisan 2011 Yorum yapın

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatına (OECD) göre, Türkiye, OECD ülkeleri arasında en düşük istihdam oranına sahip ülke konumunda bulunuyor.

OECD’nin ”Bir Bakışta Toplum” raporunda, 2009 yılı baz alındığında istihdam oranının ortalama yüzde 66,1 olduğu OECD’de Türkiye’nin, yüzde 44,3 ile en düşük istihdam oranına sahip olduğu görülüyor. Türkiye, istihdam oranında kendine yüzde 55,4 ile en yakın ülke olan Macaristan’ın 11,1 altında bulunuyor. İstihdam oranında en yüksek oran ise yüzde 79,2 ile İsviçre’ye ait.

Türkiye, 2009 yılında yüzde 14,3 işsizlik oranı ile OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer alırken, İspanya yüzde 18,1 işsizlik oranıyla başı çekti. En düşük işsizlik oranına sahip ülkeler ise yüzde 3,2 ile Norveç, yüzde 3,8 ile Güney Kore ve yüzde 3,9 ile Hollanda olarak belirlendi.

Rapora göre, OECD bölgesinde ortalama yoksul nüfus oranı yüzde 11,1 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 17 oldu. Türkiye’ye oran olarak en yakın ülke yüzde 17,3 ile ABD olurken, bu alanda yüzde 21 ile Meksika ilk sırada yer aldı. Yoksulluk oranı en düşük ülkeler ise yüzde 5,4 ile Çek Cumhuriyeti, yüzde 6,1 ile Danimarka ve yüzde 6,4 ile Macaristan oldu.

Türklerin yüzde 49′u mevcut gelirleriyle geçinmenin ”zor” ya da ”çok zor” olduğunu ifade ettiler. Mevcut gelirleriyle geçinmenin zor ya da çok zor olduğunu düşünenlerde ilk sırada yüzde 73 ile Macaristan bulunurken, bu ülkeyi yüzde 63 ile Yunanistan takip etti. Türkiye ise Yunanistan’dan sonra geldi. OECD ortalamasının yüzde 24 olduğu bu alanda en düşük oran ise yüzde 6 ile Norveç ve Danimarka, yüzde 7 ile İsveç’e ait oldu.

En yüksek gelir eşitsizliğine sahip ülkeler Şili, Meksika ve Türkiye olarak sıralandı.

Gelir eşitsizliğinin ölçümünde kullanılan Gini Katsayısı’na göre, Şili’de katsayı 0,50, Meksika’da 0,48 ve Türkiye’de 0,41 olarak hesap edildi. Gini katsayısının ortalama 0,31 olduğu OECD bölgesinde gelir eşitsizliğinin en düşük olduğu ülkelerin ise 0,24 ile Slovenya, 0,25 ile Slovakya Cumhuriyeti ve Danimarka olduğu görüldü. Gini katsayısının büyük olması gelir dağılımının bozuk, küçük olması gelir dağılımının bozuluyor.

Raporda, Türkiye’nin 2007 yılında zorunlu eğitimde her yıl çocuk başına eğitim harcaması 1246 dolar olduğu ifade edildi. Türkiye’nin ardından Meksika 2 bin 339 dolar ve Şili 2 bin 682 dolar harcama yaptı. Zorunlu eğitimde her yıl çocuk başına eğitim harcamasında OECD ortalaması 8 bin 70 dolar olurken, Lüksemburg 16 bin 632 dolarla eğitim harcamasında başı çekti. Lüksemburg’dan sonra eğitime en fazla harcama yapan ülke 11 bin 688 dolarla İsviçre ve 11 bin 403 dolarla Slovakya Cumhuriyeti oldu.

Rapora göre, Türkiye’de 2008 yılında bebek ölümü oranı OECD ortalamasının üç katından fazla çıktı. OECD’de bebek ölümü oranı ortalama binde 4,6 olurken, Türkiye bebek ölümü oranında binde 17 ile OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldı. Türkiye’yi ise binde 15,2 ile Meksika ve binde 7 ile Şili takip etti. Bebek ölümü oranı en düşük olan ülkeler ise binde 1,8 ile Lüksemburg, binde 2,1 ile Slovenya ve binde 2,5 ile İzlanda olarak sıralandı.

Ortalama yaşam süresi 1983 ve 2008 yılları arasında en fazla artan ülke ise Türkiye. Türkiye’de ortalama yaşam süresi bu yıllar arasında 13,9 yıl arttı. Türkiye’yi 12,5 yıl artışla Güney Kore takip etti. Bu artışa rağmen Türkiye’de ortalama yaşam süresi 2008 yılında OECD bölgesinde en alt sırada yer aldı. Ortalama yaşam süresinin 79,3 yıl olduğu OECD bölgesinde Türkiye 73,6 yıl olurken, Türkiye’den sonra 73,8 yıl ile Macaristan ve 73,9 yıl ile Estonya geldi. Japonya 82,7 yıl ortalama yaşam süresiyle OECD bölgesinde ilk sıradaki yerini korudu.

Türkiye’nin 2009 yılında doğurganlık oranı kadın başına 2,12 çocuk olarak kayıtlara geçti. Doğurganlık oranının kadın başına 1,74 çocuk olduğu OECD bölgesinde doğurganlık oranı kadın başına 2,96 çocuk olan İsrail ilk sırada yer aldı. İsrail’den sonra 2,22 ile İzlanda ve 2,14 ile Yeni Zelanda geldi.

Rapora göre, 2010 yılında Türkiye su kalitesi memnuniyeti açısından geçen yıl OECD ülkeleri arasında en düşük orana sahip ülke oldu. OECD bölgesinde su kalitesinden memnuniyet oranı ortalama yüzde 86,1 olurken, Türkiye için bu oran yüzde 64,1 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’den sonra yüzde 64,3 ile İsrail ve yüzde 64,7 ile Yunanistan geldi. Su kalitesi memnuniyeti en yüksek olan ülkeler yüzde 97,4 ile Danimarka, yüzde 97,1 ile Avusturya ve yüzde 96,9 ile İzlanda oldu.

Hava kalitesi memnuniyetinin ortalama yüzde 80,9 olduğu OECD’de Türkiye yüzde 72,2 ile alt sıralarda yer aldı. Bu alanda İsrail yüzde 58,6 ile en alt sıraya yerleşirken, İsrail’i yüzde 68,7 ile Yunanistan ve yüzde 69 ile Çek Cumhuriyeti izledi. İlk sırada ise yüzde 94,8 ile İrlanda yer aldı.

Türkiye’de ”diğerlerine güven duygusu”nun çok zayıf olduğu da ortaya çıktı. 2008 yılında diğerlerine güven duygusunun ortalama yüzde 59 olduğu OECD’de yüzde 13 ile Şili en alt sıraya yerleşirken, Türkiye yüzde 24 ile bu ülkeyi takip etti. Türkiye’den sonra ise yüzde 26 ile Meksika, yüzde 38 ile Portekiz ve yüzde 40 ile Yunanistan geldi. Bu alanda en yüksek oran ise yüzde 89 ile Danimarka’ya ait çıktı. Diğerlerine güven duygusu Norveç’te yüzde 88 ve Finlandiya’da yüzde 86 olarak kaydedildi.

Rapora göre, yolsuzluk endeksinde Türkiye 69 ile 11′inci sırada yer aldı. OECD bölgesinde ortalamanın 56 olduğu yolsuzluk endeksinde Yunanistan 89 ile ilk sıraya yerleşti. İsrail’de bu rakam 86 ve Portekiz’de 84 oldu. Endeks değerlerinin en düşük olduğu ülkelerin Kuzey Avrupa ülkeleri olduğu görüldü. Danimarka’da bu değer 15, Finlandiya’da 17 ve İsveç’te 20 olarak kayıtlara geçti.

Ulusal kurumlara güven endeksinde ortalama değerin 56 olduğu OECD’de Türkiye 57 ile ortalamanın hemen üzerinde yer aldı. Ulusal kurumlara güvende en düşük değerlerin 40 ile Macaristan, 41 ile Güney Kore ve 42 ile Estonya’ya ait olduğu belirlendi. Bu alanda en yüksek değerlere sahip ülkeler ise 82 ile Finlandiya, 75 ile Danimarka ve 73 ile Lüksemburg olarak sıralandı.

Bu arada rapor, OECD bölgesinde ücretli ve ücretsiz çalışmada başı Meksikalılar çektiğini ortaya koydu.

Raporda, ”ücretsiz çalışma”, aile üyelerinin piyasada satılmayan mal ve hizmetler ürünü olarak açıklandı. Ücretsiz çalışmaya örnek olarak yemek pişirme, bahçe işleri, bakım, alışveriş ve ev temizliği gibi aile içindeki tüketim gösterildi.

Meksikalılar, ücretli ve ücretsiz çalışmada günde 9 saat 54 dakika ile OECD bölgesinde başı çekti. Ücretli ve ücretsiz çalışmanın ortalama 8 saat 4 dakika olduğu OECD bölgesinde Meksika’yı 9 saat ile Japonya ve 8 saat 4 dakika ile Güney Kore izledi.

Ücretli ve ücretsiz çalışmada Belçikalılar 7 saat 7 dakika ile OECD bölgesinde en az çalışanlar olarak yer aldı.

Türkiye ücretli ve ücretsiz çalışmada günde 8 saat 9 dakika ile değerlendirmeye alınan 29 ülke arasında 12′inci sırada yer aldı.

Ücretsiz çalışmaya günde harcanan zaman açısından Meksika 4 saat 13 dakika ile ilk sırada yer alırken, Meksika’yı 4 saat 7 dakika ile Türkiye ve 4 saat 3 dakika ile Avustralya izledi. Ücretsiz çalışmaya en az zaman harcayan ülke ise 2 saat 16 dakika ile Güney Kore oldu. Çin ve Japonya ise 2 saat 44 dakika ile Güney Kore’yi takip ettiler. OECD ortalaması bu alanda 3 saat 27 dakika oldu.

Rapora göre, ücretli çalışmaya en fazla zaman ayıranlar günde 6 saat 16 dakika ile Japonlar olurken, ikinci sırayı 5 saat 48 dakika ile Güney Koreliler aldı. Japonlar ve Güney Korelileri 5 saat 42 dakikayla Meksikalılar ve 5 saat 40 dakikayla Çinliler izledi.

Ücretli çalışmaya en az zaman harcayanlar ise sanayileşmiş ülkeler olarak bilinmelerine karşın Danimarkalılar (3 saat 45 dakika), Belçikalılar (3 saat 47 dakika), Hollandalılar (3 saat 51 dakika) ve Almanlar (3 saat 52 dakika) oldu.

Ücretli çalışmanın ortalama 4 saat 37 dakika olduğu OECD bölgesinde Türkler günde 4 saat 2 dakika ile bu ortalamanın altında kaldı.

OECD’de ortalama 2 saat 8 dakika ile en fazla ücretsiz çalışma yemek hazırlama ve temizliğe ayrıldı. Hanehalkları üyelerinin günde 26 dakika bakıma zaman ayırdığı OECD ülkelerinde, alışverişe harcanan zaman ise ortalama 23 dakika oldu.

Yemek hazırlamaya 30 dakika ile en az zaman harcayanlar Amerikalılar, 74 dakika ile en fazla zaman harcayanlar Türkler oldu. OECD ülkelerinde birçok kişi yemek hazırlamaya günde ortalama 50 dakika zaman ayırdı.

Bakımlarına en az zaman ayıranlar günlük 16,18, ve 20 dakika olmak üzere sırasıyla Belçikalılar, Japonlar ve Macarlar oldu. Bu alanda en fazla zaman ayıranlar ise İrlandalılar (62 dakika), Yeni Zelandalılar (48 dakika) ve Avustralyalılar (45 dakika) olarak sıralandı.

OECD bölgesinde alışverişe en fazla zaman ayıranlar günlük 32 dakika ile Fransızlar oldu. Fransızlardan sonra alışverişe en fazla zaman ayıranlar Almanlar (31 dakika) ve Kanadalılar (30 dakika) oldu. Güney Koreliler alışverişe günlük 13 dakika, Türkler 14 dakika ve Portekizliler 17 dakika ayırdılar. Türkler ev işlerine ise günlük 141 dakika zaman ayırdı.

Ajanslar

Categories: Güncel Haber ve Yorum Etiketler:, ,